Avatar of Vocabulary Set Ünite 11: Saat Kaç?

4. Sınıf İçinde Ünite 11: Saat Kaç? Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'4. Sınıf' içinde 'Ünite 11: Saat Kaç?' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

afternoon

/ˌæf.tɚˈnuːn/

(noun) öğleden sonra

Örnek:

I'll meet you this afternoon.
Bu öğleden sonra seninle buluşacağım.

a.m.

/ˌeɪˈem/

(abbreviation) a.m., sabah, öğleden önce

Örnek:

The meeting is scheduled for 9 a.m.
Toplantı saat 9 a.m. olarak planlandı.

breakfast

/ˈbrek.fəst/

(noun) kahvaltı;

(verb) kahvaltı yapmak

Örnek:

I usually have toast and coffee for breakfast.
Genellikle kahvaltıda tost ve kahve yerim.

cook

/kʊk/

(verb) pişirmek, yemek yapmak;

(noun) aşçı, yemekçi

Örnek:

She loves to cook Italian food.
İtalyan yemekleri pişirmeyi sever.

dinner

/ˈdɪn.ɚ/

(noun) akşam yemeği, yemek

Örnek:

What are we having for dinner tonight?
Bu akşam akşam yemeğine ne yiyoruz?

evening

/ˈiːv.nɪŋ/

(noun) akşam

Örnek:

We had dinner together last evening.
Dün akşam birlikte yemek yedik.

get up

/ɡet ˈʌp/

(phrasal verb) kalkmak, uyanmak, ayağa kalkmak

Örnek:

I usually get up at 7 AM on weekdays.
Hafta içi genellikle sabah 7'de kalkarım.

go

/ɡoʊ/

(verb) gitmek, çalışmak, işlemek;

(noun) deneme, sıra;

(adjective) hazır, çalışır durumda;

(exclamation) hadi, başla

Örnek:

I need to go to the store.
Markete gitmem gerekiyor.

go to bed

/ɡoʊ tə bɛd/

(phrase) yatmak, uyumak

Örnek:

I'm tired, I think I'll go to bed now.
Yorgunum, sanırım şimdi yatacağım.

go to school

/ɡoʊ tə skuːl/

(phrase) okula gitmek, eğitim görmek

Örnek:

My children go to school every weekday.
Çocuklarım her hafta içi okula gider.

have breakfast

/hæv ˈbrekfəst/

(verb) kahvaltı yapmak

Örnek:

I usually have breakfast at 7 AM.
Genellikle sabah 7'de kahvaltı yaparım.

have lunch

/hæv lʌntʃ/

(verb) öğle yemeği yemek, öğle yemeği

Örnek:

Let's have lunch together tomorrow.
Yarın birlikte öğle yemeği yiyelim.

have dinner

/hæv ˈdɪn.ər/

(verb) akşam yemeği yemek, yemek yemek

Örnek:

We usually have dinner around 7 PM.
Genellikle akşam 7 civarında akşam yemeği yeriz.

late

/leɪt/

(adjective) geç, gecikmiş, son;

(adverb) geç, gecikmeli, geç saatlere kadar

Örnek:

She was late for her appointment.
Randevusuna geç kaldı.

lunch

/lʌntʃ/

(noun) öğle yemeği;

(verb) öğle yemeği yemek

Örnek:

Let's meet for lunch tomorrow.
Yarın öğle yemeği için buluşalım.

morning

/ˈmɔːr.nɪŋ/

(noun) sabah;

(exclamation) günaydın

Örnek:

I usually wake up early in the morning.
Genellikle sabah erken kalkarım.

o'clock

/əˈklɑːk/

(adverb) o'clock, saat

Örnek:

It's three o'clock.
Saat üç o'clock.

noon

/nuːn/

(noun) öğlen, öğle vakti

Örnek:

Let's meet at noon for lunch.
Öğle yemeği için öğlen buluşalım.

p.m.

/piːˈem/

(abbreviation) öğleden sonra, akşam

Örnek:

The meeting is scheduled for 3 p.m.
Toplantı saat 15.00'e ayarlandı.

start

/stɑːrt/

(noun) başlangıç, start, hareket;

(verb) başlamak, çalıştırmak, başlatmak

Örnek:

The race will start at 10 AM.
Yarış saat 10'da başlayacak.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren