Avatar of Vocabulary Set Ünite 7: Okul Mezunları İçin Eğitim Seçenekleri

11. Sınıf İçinde Ünite 7: Okul Mezunları İçin Eğitim Seçenekleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'11. Sınıf' içinde 'Ünite 7: Okul Mezunları İçin Eğitim Seçenekleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

academic

/ˌæk.əˈdem.ɪk/

(adjective) akademik, eğitimsel, teorik;

(noun) akademisyen, öğretim üyesi

Örnek:

She has a strong academic background.
Güçlü bir akademik geçmişi var.

apprenticeship

/əˈpren.t̬ɪs.ʃɪp/

(noun) çıraklık, staj

Örnek:

He completed a four-year apprenticeship as a carpenter.
Marangoz olarak dört yıllık bir çıraklık eğitimini tamamladı.

bachelor’s degree

/ˌbætʃ.əl.ərz dɪˈɡriː/

(noun) lisans derecesi, lisans

Örnek:

She earned her bachelor’s degree in psychology.
Psikoloji alanında lisans derecesi aldı.

brochure

/broʊˈʃʊr/

(noun) broşür, tanıtım kitapçığı

Örnek:

I picked up a travel brochure at the agency.
Seyahat acentesinden bir seyahat broşürü aldım.

doctorate

/ˈdɑːk.tɚ.ət/

(noun) doktora

Örnek:

She is pursuing a doctorate in astrophysics.
Astrofizikte doktora yapıyor.

formal

/ˈfɔːr.məl/

(adjective) resmi, biçimsel, yapısal

Örnek:

The meeting requires formal attire.
Toplantı resmi kıyafet gerektiriyor.

graduation

/ˌɡrædʒ.uˈeɪ.ʃən/

(noun) mezuniyet, diploma töreni, derecelendirme

Örnek:

My graduation ceremony is next month.
Mezuniyet törenim gelecek ay.

hands-on

/ˌhændzˈɑːn/

(adjective) uygulamalı, pratik

Örnek:

The course provides hands-on training with real equipment.
Kurs, gerçek ekipmanlarla uygulamalı eğitim sağlar.

higher education

/ˌhaɪər ˈedʒuˌkeɪʃən/

(noun) yüksek öğrenim

Örnek:

She plans to pursue higher education after finishing high school.
Liseden sonra yüksek öğrenim görmeyi planlıyor.

institution

/ˌɪn.stəˈtuː.ʃən/

(noun) kurum, enstitü, gelenek

Örnek:

The university is a highly respected institution.
Üniversite çok saygın bir kurumdur.

job market

/ˈdʒɑːb ˌmɑːr.kɪt/

(noun) iş piyasası, çalışma piyasası

Örnek:

The current job market is very competitive.
Mevcut iş piyasası çok rekabetçi.

manage

/ˈmæn.ədʒ/

(verb) yönetmek, idare etmek, başarmak

Örnek:

She manages a team of ten employees.
On kişilik bir ekibi yönetiyor.

master’s degree

/ˈmæs.tɚz dɪˌɡriː/

(noun) yüksek lisans derecesi, master

Örnek:

She is currently pursuing a master’s degree in engineering.
Şu anda mühendislik alanında yüksek lisans derecesi alıyor.

mechanic

/məˈkæn.ɪk/

(noun) tamirci, mekaniker

Örnek:

The car broke down, so I called a mechanic.
Araba bozuldu, bu yüzden bir tamirci çağırdım.

practical

/ˈpræk.tɪ.kəl/

(adjective) pratik, kullanışlı, gerçekçi

Örnek:

He has a lot of practical experience in engineering.
Mühendislikte çok fazla pratik deneyimi var.

professional

/prəˈfeʃ.ən.əl/

(adjective) profesyonel, mesleki, becerikli;

(noun) profesyonel, uzman

Örnek:

She sought professional advice from a lawyer.
Bir avukattan profesyonel tavsiye aldı.

qualification

/ˌkwɑː.lə.fəˈkeɪ.ʃən/

(noun) nitelik, diploma, yeterlilik

Örnek:

She has excellent academic qualifications.
Mükemmel akademik niteliklere sahip.

representative

/ˌrep.rɪˈzen.t̬ə.t̬ɪv/

(noun) temsilci, delege;

(adjective) temsili, tipik

Örnek:

Each state sends representatives to the national convention.
Her eyalet ulusal kongreye temsilciler gönderir.

school-leaver

/ˈskuːlˌliːvər/

(noun) okul mezunu, okuldan ayrılan

Örnek:

The company offers internships specifically for school-leavers.
Şirket, özellikle okul mezunları için staj imkanları sunuyor.

sixth-form college

/ˈsɪksθ.fɔːrm ˌkɑː.lɪdʒ/

(noun) sixth-form college, lise sonrası kolej

Örnek:

After finishing secondary school, she enrolled in a sixth-form college to prepare for university.
Ortaokulu bitirdikten sonra üniversiteye hazırlanmak için bir sixth-form college'a kaydoldu.

vocational school

/voʊˈkeɪʃənl skuːl/

(noun) meslek okulu, teknik okul

Örnek:

After high school, he decided to attend a vocational school to become an electrician.
Liseden sonra elektrikçi olmak için bir meslek okuluna gitmeye karar verdi.

entrance exam

/ˈɛntrəns ɪɡˌzæm/

(noun) giriş sınavı

Örnek:

She studied hard for her university entrance exam.
Üniversite giriş sınavı için çok çalıştı.

yours faithfully

/jʊərz ˈfeɪθfəli/

(phrase) Saygılarımla

Örnek:

I look forward to your reply. Yours faithfully, John Smith.
Cevabınızı bekliyorum. Saygılarımla, John Smith.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren