'Up' Kullanan Phrasal Fiiller İçinde Başlangıç veya Ortaya Çıkış Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Up' Kullanan Phrasal Fiiller' içinde 'Başlangıç veya Ortaya Çıkış' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /krɑːp ʌp/
(phrasal verb) ortaya çıkmak, meydana gelmek, belirmek
Örnek:
Problems always seem to crop up when you least expect them.
Sorunlar her zaman en az beklediğinizde ortaya çıkar.
/pɑːp ʌp/
(phrasal verb) aniden ortaya çıkmak, belirmek
Örnek:
A new window will pop up on your screen.
Ekranınızda yeni bir pencere açılacak.
/set ʌp/
(phrasal verb) kurmak, oluşturmak, ayarlamak
Örnek:
They plan to set up a new business next year.
Gelecek yıl yeni bir iş kurmayı planlıyorlar.
/ˈstɑːrt ʌp/
(phrasal verb) çalıştırmak, başlatmak, kurmak;
(noun) startup, yeni kurulan şirket
Örnek:
The engine finally started up after several attempts.
Motor birkaç denemeden sonra nihayet çalıştı.
/straɪk ʌp/
(phrasal verb) başlatmak, kurmak, çalmaya başlamak
Örnek:
He always tries to strike up a conversation with strangers.
Her zaman yabancılarla sohbet başlatmaya çalışır.
/teɪk ˈʌp/
(phrasal verb) başlamak, üstlenmek, kaplamak
Örnek:
She decided to take up painting in her free time.
Boş zamanlarında resim yapmaya başlamaya karar verdi.
/teɪk ʌp wɪð/
(phrasal verb) takılmak, arkadaşlık etmek, ele almak
Örnek:
She's started taking up with a new crowd, and I'm worried about her.
Yeni bir grupla takılmaya başladı ve ben onun için endişeleniyorum.
/wɑːʃ ˈʌp/
(phrasal verb) bulaşık yıkamak, yıkanmak, temizlenmek
Örnek:
I'll cook if you promise to wash up afterwards.
Sonra bulaşıkları yıkamayı söz verirsen ben yemek yaparım.