Avatar of Vocabulary Set Güvenliğini Sağlama, Sınırlandırma veya Gizleme

'Up' Kullanan Phrasal Fiiller İçinde Güvenliğini Sağlama, Sınırlandırma veya Gizleme Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Up' Kullanan Phrasal Fiiller' içinde 'Güvenliğini Sağlama, Sınırlandırma veya Gizleme' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

buckle up

/ˈbʌk.əl ʌp/

(phrasal verb) emniyet kemerini takmak, kemer bağlamak, hazırlanmak

Örnek:

Please buckle up before we start the car.
Lütfen arabayı çalıştırmadan önce emniyet kemerinizi takın.

close up

/kloʊs ˈʌp/

(phrasal verb) kapatmak, mühürlemek, yakınlaşmak;

(noun) yakın çekim;

(adjective) yakın çekim, detaylı

Örnek:

Please close up the shop before you leave.
Gitmeden önce dükkanı kapatın lütfen.

coop up

/kuːp ʌp/

(phrasal verb) hapsetmek, kapatmak

Örnek:

The bad weather forced us to coop up indoors all weekend.
Kötü hava bizi tüm hafta sonu evde kapalı kalmaya zorladı.

cover up

/ˈkʌv.ər ˌʌp/

(phrasal verb) örtbas etmek, gizlemek, örtünmek;

(noun) örtbas, gizleme

Örnek:

The company tried to cover up the scandal.
Şirket skandalı örtbas etmeye çalıştı.

do up

/duː ˈʌp/

(phrasal verb) iliklemek, bağlamak, yenilemek

Örnek:

Can you help me do up my dress?
Elbisemi iliklememe yardım eder misin?

firm up

/fɜːrm ʌp/

(phrasal verb) netleştirmek, kesinleştirmek, sertleşmek

Örnek:

We need to firm up the details of the contract.
Sözleşmenin detaylarını netleştirmemiz gerekiyor.

lay up

/leɪ ˈʌp/

(phrasal verb) depolamak, biriktirmek, bağlamak

Örnek:

They decided to lay up provisions for the winter.
Kış için erzak depolamaya karar verdiler.

lock up

/lɑːk ˈʌp/

(phrasal verb) kilitlemek, kapıları kilitlemek, hapsetmek

Örnek:

Don't forget to lock up before you leave.
Gitmeden önce kilitlemeyi unutma.

send up

/send ʌp/

(phrasal verb) tiye almak, parodisini yapmak, hapse atmak

Örnek:

The comedian loved to send up politicians.
Komedyen politikacıları tiye almayı severdi.

stop up

/stɑːp ʌp/

(phrasal verb) tıkamak, kapatmak, doldurmak

Örnek:

We need to stop up the leak in the pipe before it causes more damage.
Daha fazla hasara yol açmadan önce borudaki sızıntıyı tıkamamız gerekiyor.

zip up

/zɪp ʌp/

(phrasal verb) fermuarını çekmek, fermuarlamak

Örnek:

Can you help me zip up my dress?
Elbisemin fermuarını çekmeme yardım eder misin?

tie-up

/ˈtaɪ.ʌp/

(noun) tıkanıklık, gecikme, aksaklık

Örnek:

There was a major traffic tie-up on the highway due to an accident.
Kaza nedeniyle otoyolda büyük bir trafik tıkanıklığı vardı.

wrap up

/ræp ʌp/

(phrasal verb) bitirmek, sonlandırmak, sıkı giyinmek

Örnek:

Let's wrap up this meeting and go home.
Bu toplantıyı bitirelim ve eve gidelim.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren