Avatar of Vocabulary Set Onaylama, Anlama veya Ortaya Çıkarma

'Out' Kullanan Deyimsel Fiiller İçinde Onaylama, Anlama veya Ortaya Çıkarma Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Out' Kullanan Deyimsel Fiiller' içinde 'Onaylama, Anlama veya Ortaya Çıkarma' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

bear out

/ber aʊt/

(phrasal verb) doğrulamak, desteklemek

Örnek:

The evidence will bear out his claims.
Kanıtlar iddialarını doğrulayacak.

drag out of

/dræɡ aʊt ʌv/

(phrasal verb) sürükleyerek çıkarmak, zorla çıkarmak, uzatmak

Örnek:

The police had to drag him out of the car.
Polis onu arabadan sürükleyerek çıkarmak zorunda kaldı.

ferret out

/ˈfɛrɪt aʊt/

(phrasal verb) ortaya çıkarmak, bulmak, keşfetmek

Örnek:

The detective managed to ferret out the truth after weeks of investigation.
Dedektif, haftalar süren soruşturmanın ardından gerçeği ortaya çıkarmayı başardı.

figure out

/ˈfɪɡ.jər aʊt/

(phrasal verb) çözmek, anlamak, bulmak

Örnek:

I need to figure out how to fix this computer.
Bu bilgisayarı nasıl tamir edeceğimi çözmem gerekiyor.

find out

/faɪnd aʊt/

(phrasal verb) öğrenmek, bulmak, keşfetmek

Örnek:

I need to find out when the next train leaves.
Bir sonraki trenin ne zaman kalkacağını öğrenmem gerekiyor.

get out

/ɡet aʊt/

(phrasal verb) çıkmak, ayrılmak, ortaya çıkmak;

(exclamation) hadi canım, yok artık

Örnek:

I need to get out of here.
Buradan çıkmam gerekiyor.

leak out

/liːk aʊt/

(phrasal verb) sızmak, ortaya çıkmak

Örnek:

News of the scandal began to leak out to the press.
Skandal haberleri basına sızmaya başladı.

make out

/meɪk aʊt/

(phrasal verb) seçmek, anlamak, öpüşmek

Örnek:

I could just make out a figure in the distance.
Uzakta bir figürü zar zor seçebildim.

slip out

/slɪp aʊt/

(phrasal verb) sıyrılmak, sessizce çıkmak, ağzından kaçmak

Örnek:

He tried to slip out of the meeting without anyone noticing.
Kimse fark etmeden toplantıdan sıyrılmaya çalıştı.

smoke out

/smoʊk aʊt/

(phrasal verb) çıkarmak, ortaya çıkarmak, kovmak

Örnek:

The police used tear gas to smoke out the suspects from the building.
Polis, şüphelileri binadan çıkarmak için göz yaşartıcı gaz kullandı.

sound out

/saʊnd aʊt/

(phrasal verb) seslendirmek, telaffuz etmek, fikrini almak

Örnek:

The teacher asked the student to sound out the difficult word.
Öğretmen öğrenciden zor kelimeyi seslendirmesini istedi.

rat out

/ræt aʊt/

(phrasal verb) ele vermek, ihbar etmek

Örnek:

He threatened to rat out his accomplice if he didn't get a bigger share.
Daha büyük bir pay alamazsa suç ortağını ele vereceğini söyledi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren