Avatar of Vocabulary Set Hareket Etme, Ayrılma veya Kaçış (Off)

'Off' ve 'In' Kullanılan Deyimsel Fiiller İçinde Hareket Etme, Ayrılma veya Kaçış (Off) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Off' ve 'In' Kullanılan Deyimsel Fiiller' içinde 'Hareket Etme, Ayrılma veya Kaçış (Off)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

back off

/bæk ˈɔf/

(phrasal verb) geri çekilmek, vazgeçmek, uzak durmak

Örnek:

The police told the crowd to back off.
Polis kalabalığa geri çekilmesini söyledi.

dash off

/dæʃ ɔf/

(phrasal verb) hızla yazmak, hızla çizmek, hızla ayrılmak

Örnek:

She had to dash off a quick email before leaving.
Gitmeden önce hızlıca bir e-posta yazmak zorunda kaldı.

fall off

/fɔːl ɔːf/

(phrasal verb) düşmek, azalmak, ayrılmak

Örnek:

Sales tend to fall off during the winter months.
Kış aylarında satışlar düşme eğilimindedir.

get off

/ɡet ˈɔːf/

(phrasal verb) inmek, ayrılmak, işten çıkmak

Örnek:

I need to get off at the next stop.
Bir sonraki durakta inmem gerekiyor.

go off with

/ɡoʊ ɔf wɪθ/

(phrasal verb) biriyle gitmek, biriyle kaçmak

Örnek:

She decided to go off with her new boyfriend.
Yeni erkek arkadaşıyla gitmeye karar verdi.

lift off

/ˈlɪft ɔf/

(noun) kalkış, fırlatma;

(phrasal verb) kalkmak, fırlatmak

Örnek:

The space shuttle's lift-off was delayed due to bad weather.
Uzay mekiğinin fırlatılması kötü hava nedeniyle ertelendi.

make off

/meɪk ɔf/

(phrasal verb) kaçmak, tüymek

Örnek:

The thieves made off with all the jewelry.
Hırsızlar tüm mücevherlerle kaçtı.

pack off

/pæk ɔf/

(phrasal verb) göndermek, yollamak

Örnek:

They decided to pack off their unruly son to boarding school.
Yaramaz oğullarını yatılı okula göndermeye karar verdiler.

run off

/rʌn ˈɔːf/

(phrasal verb) kaçmak, firar etmek, basmak;

(noun) ikinci tur, tekrar maçı, akış

Örnek:

The couple decided to run off and get married.
Çift kaçıp evlenmeye karar verdi.

shoot off

/ʃuːt ɔf/

(phrasal verb) fırlamak, hızla ayrılmak, hızla göndermek

Örnek:

I need to shoot off now, I'm already late.
Şimdi fırlamam gerekiyor, zaten geç kaldım.

skip off

/skɪp ɔf/

(phrasal verb) kaçmak, sıvışmak

Örnek:

He decided to skip off work early to go fishing.
Balık tutmaya gitmek için işten erken kaçmaya karar verdi.

slip off

/slɪp ɔf/

(phrasal verb) sıvışmak, gizlice ayrılmak, çıkarmak

Örnek:

I decided to slip off before the party got too crowded.
Parti çok kalabalıklaşmadan önce sıvışmaya karar verdim.

take off

/teɪk ɔf/

(phrasal verb) çıkarmak, kaldırmak, kalkmak

Örnek:

Please take off your shoes before entering the house.
Eve girmeden önce lütfen ayakkabılarınızı çıkarın.

walk off

/wɑːk ˈɔːf/

(phrasal verb) çekip gitmek, bırakmak, atmak

Örnek:

He got angry and just walked off without saying a word.
Sinirlendi ve tek kelime etmeden çekip gitti.

walk off with

/wɔk ɔf wɪθ/

(phrasal verb) alıp götürmek, çalmak, kolayca kazanmak

Örnek:

Someone walked off with my umbrella.
Biri şemsiyemi alıp götürdü.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren