Kalite tanımı İçinde Doğa Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Kalite tanımı' içinde 'Doğa' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˌækt əv ˈɡɑːd/
(phrase) doğal afet, mücbir sebep
Örnek:
The damage to the house was caused by an act of God, so the insurance company covered it.
Evdeki hasar bir doğal afet nedeniyle oluştu, bu yüzden sigorta şirketi karşıladı.
/reɪn kæts ænd dɔɡz/
(idiom) bardaktan boşanırcasına yağmak, şiddetli yağmur yağmak
Örnek:
I can't go out now, it's raining cats and dogs!
Şimdi dışarı çıkamam, bardaktan boşanırcasına yağıyor!
/tʃɪld tu ðə boʊn/
(idiom) iliklerine kadar üşümüş, çok soğuk
Örnek:
After walking in the snow for hours, I was chilled to the bone.
Saatlerce karda yürüdükten sonra iliklerime kadar üşüdüm.
/bi tʃɪld tu ðə ˈmæroʊ/
(idiom) iliklerine kadar üşümek, çok soğuk olmak
Örnek:
After walking through the snowstorm, I was chilled to the marrow.
Kar fırtınasında yürüdükten sonra iliklerime kadar üşüdüm.
/dɔɡ deɪz/
(phrase) köpek günleri, yazın en sıcak günleri
Örnek:
We usually go on vacation during the dog days of summer.
Genellikle yazın köpek günlerinde tatile çıkarız.
/ˈdraɪ ˌspɛl/
(noun) kuraklık dönemi, kuraklık, başarısızlık dönemi
Örnek:
The region is experiencing a severe dry spell, leading to water shortages.
Bölge şiddetli bir kuraklık dönemi yaşıyor ve bu da su kıtlığına yol açıyor.
/kʌm reɪn ɔr ʃaɪn/
(idiom) ne olursa olsun, yağmur çamur demeden
Örnek:
I'll be there for you, come rain or shine.
Senin için orada olacağım, ne olursa olsun.
/ˈwaɪt ˈkrɪs.məs/
(noun) beyaz Noel
Örnek:
Everyone dreams of a white Christmas.
Herkes beyaz bir Noel hayal eder.
/ˈɪn.di.ən ˈsʌm.ər/
(noun) pastırma yazı, Hint yazı
Örnek:
We're enjoying an unexpected Indian summer this year.
Bu yıl beklenmedik bir pastırma yazı yaşıyoruz.
/ðə ˈhɛvənz ˈoʊpən/
(idiom) bardaktan boşanırcasına yağmur yağmak, gök gürültülü sağanak başlamak
Örnek:
We were just about to start our picnic when suddenly the heavens opened.
Pikniğimize başlamak üzereydik ki aniden bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı.