Miktar / Hacim İçinde Doruk noktası Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Miktar / Hacim' içinde 'Doruk noktası' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ə hɛl əv ə/
(phrase) harika, müthiş
Örnek:
That was a hell of a game!
Bu harika bir oyundu!
/ɡoʊ ˈoʊvərˌbɔrd/
(idiom) aşırıya kaçmak, abartmak
Örnek:
It's a nice gesture, but don't go overboard with the decorations.
Güzel bir jest ama süslemelerde aşırıya kaçma.
/ˌoʊ.vər ðə ˈtɑːp/
(idiom) aşırı, abartılı, mantıksız
Örnek:
Her reaction to the small mistake was completely over the top.
Küçük hataya verdiği tepki tamamen aşırıydı.
/θɪk ənd fæst/
(idiom) ardı ardına, hızla ve çok sayıda
Örnek:
The complaints came thick and fast after the new policy was announced.
Yeni politika açıklandıktan sonra şikayetler ardı ardına geldi.
/tə ðə kɔr/
(idiom) iliğine kadar, özüne kadar
Örnek:
He was rotten to the core.
İliğine kadar çürümüştü.
/tə dɛθ/
(idiom) ölümüne, aşırı derecede
Örnek:
I'm bored to death with this movie.
Bu filmden ölümüne sıkıldım.
/tə ðə boʊn/
(idiom) iliklerine kadar, derinden, tamamen
Örnek:
He was chilled to the bone after walking in the snow for hours.
Saatlerce karda yürüdükten sonra iliklerine kadar üşümüştü.
/faɪt tuθ ænd neɪl/
(idiom) dişini tırnağına takarak savaşmak, canla başla mücadele etmek
Örnek:
They had to fight tooth and nail to keep their business afloat during the recession.
Resesyon sırasında işlerini ayakta tutmak için dişleriyle tırnaklarıyla savaşmak zorunda kaldılar.
/ə weɪl əv ə/
(idiom) harika, müthiş, çok büyük
Örnek:
We had a whale of a time at the party last night.
Dün gece partide harika zaman geçirdik.
/æt ðə tɑp əv jʊər lʌŋz/
(idiom) ciğerleri patlarcasına, olabildiğince yüksek sesle
Örnek:
She screamed at the top of her lungs when she saw the spider.
Örümceği görünce ciğerleri patlarcasına bağırdı.
/laɪk hɛl/
(idiom) can havliyle, çok, şiddetle
Örnek:
He ran like hell to catch the bus.
Otobüsü yakalamak için can havliyle koştu.