Oxford 5000 - B2 İçinde Oxford 5000 - B2 - U Harfi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Oxford 5000 - B2' içinde 'Oxford 5000 - B2 - U Harfi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈʌl.tə.mət/
(adjective) nihai, en iyi, son;
(noun) nihai, zirve
Örnek:
Winning the championship was the ultimate goal.
Şampiyonluğu kazanmak nihai hedefti.
/ˌʌn.əkˈsep.t̬ə.bəl/
(adjective) kabul edilemez, uygunsuz
Örnek:
His behavior was completely unacceptable.
Davranışı tamamen kabul edilemezdi.
/ʌnˈsɝː.tən.ti/
(noun) belirsizlik, şüphe
Örnek:
There is still some uncertainty about the company's future.
Şirketin geleceği hakkında hala bazı belirsizlikler var.
/ˌʌn.dɚˈɡoʊ/
(verb) geçirmek, uğramak, maruz kalmak
Örnek:
The country is undergoing rapid economic changes.
Ülke hızlı ekonomik değişiklikler geçiriyor.
/ˌʌn.dɚˈteɪk/
(verb) üstlenmek, girişmek, yapmak
Örnek:
She decided to undertake the challenging project.
Zorlu projeyi üstlenmeye karar verdi.
/ʌnˈfoʊld/
(verb) açmak, katını açmak, ortaya çıkarmak
Örnek:
She carefully unfolded the map.
Haritayı dikkatlice açtı.
/ʌnˈfɔːr.tʃən.ət/
(adjective) talihsiz, şanssız, uygunsuz
Örnek:
It was unfortunate that he missed the last train.
Son treni kaçırması talihsizlikti.
/juːˈnaɪt/
(verb) birleşmek, birleştirmek, toplanmak
Örnek:
The two companies decided to unite their efforts to develop a new product.
İki şirket, yeni bir ürün geliştirmek için çabalarını birleştirmeye karar verdi.
/ˈjuː.nə.t̬i/
(noun) birlik, uyum, bütünlük
Örnek:
The team showed great unity in their efforts.
Takım çabalarında büyük bir birlik gösterdi.
/ˌjuː.nəˈvɝː.səl/
(adjective) evrensel, genel, genel geçer
Örnek:
The internet has become a universal tool for communication.
İnternet evrensel bir iletişim aracı haline geldi.
/ˈɝː.dʒənt/
(adjective) acil, ivedi, gerekli
Örnek:
This is an urgent matter that needs to be addressed immediately.
Bu, hemen ele alınması gereken acil bir konudur.
/ˈjuː.sɪdʒ/
(noun) kullanım, kullanma, kullanım şekli
Örnek:
The usage of mobile phones has increased dramatically.
Cep telefonlarının kullanımı dramatik bir şekilde arttı.
/ˈjuːs.ləs/
(adjective) işe yaramaz, faydasız, beceriksiz
Örnek:
This broken pen is completely useless.
Bu bozuk kalem tamamen işe yaramaz.