Oxford 3000 - B2 İçinde B2 - U Harfi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Oxford 3000 - B2' içinde 'B2 - U Harfi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈʌl.tə.mət.li/
(adverb) nihayetinde, sonunda
Örnek:
Ultimately, the decision is yours.
Nihayetinde, karar sizin.
/ʌnˈkɑːn.ʃəs/
(adjective) bilinçsiz, şuursuz, bilinçaltı
Örnek:
He was knocked unconscious by the blow to his head.
Kafasına aldığı darbeyle bilincini kaybetti.
/ˌʌn.ɪkˈspek.tɪd/
(adjective) beklenmedik, sürpriz
Örnek:
The news of her resignation was completely unexpected.
İstifa haberi tamamen beklenmedikti.
/juːˈniːk/
(adjective) benzersiz, eşsiz, olağanüstü
Örnek:
Each person's fingerprints are unique.
Her insanın parmak izleri benzersizdir.
/ˈjuː.nə.vɝːs/
(noun) evren, kozmos, dünya
Örnek:
The vastness of the universe is truly awe-inspiring.
Evrenin enginliği gerçekten hayranlık uyandırıcıdır.
/ʌnˈnoʊn/
(adjective) bilinmeyen, tanıdık olmayan;
(noun) bilinmeyen, meçhul
Örnek:
The cause of the accident is still unknown.
Kazanın nedeni hala bilinmiyor.
/ˈʌp.ɚ/
(adjective) üst, yukarı, yüksek;
(noun) ayakkabı üstü
Örnek:
The upper deck of the ship offered a great view.
Geminin üst güvertesi harika bir manzara sunuyordu.
/ˈʌp.wɚdz/
(adverb) yukarı doğru, yukarı, artarak;
(adjective) yukarı yönlü, yükselen
Örnek:
The smoke drifted upwards into the sky.
Duman yukarı doğru gökyüzüne yükseldi.
/ˈɝː.bən/
(adjective) kentsel, şehirsel
Örnek:
Urban areas often have higher population densities.
Kentsel alanlar genellikle daha yüksek nüfus yoğunluğuna sahiptir.
/ɝːdʒ/
(noun) istek, dürtü, arzu;
(verb) şiddetle tavsiye etmek, teşvik etmek, zorlamak
Örnek:
He felt a sudden urge to travel.
Aniden seyahat etme isteği duydu.