Avatar of Vocabulary Set Dostluk

Ortak Kelimeler İçinde Dostluk Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Ortak Kelimeler' içinde 'Dostluk' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

classmate

/ˈklæs.meɪt/

(noun) sınıf arkadaşı

Örnek:

My best friend is also my classmate.
En iyi arkadaşım aynı zamanda sınıf arkadaşım.

schoolmate

/ˈskuːl.meɪt/

(noun) okul arkadaşı, sınıf arkadaşı

Örnek:

I ran into an old schoolmate at the grocery store.
Marketten eski bir okul arkadaşımla karşılaştım.

roommate

/ˈruːm.meɪt/

(noun) ev arkadaşı, oda arkadaşı

Örnek:

My roommate and I split the rent every month.
Ev arkadaşım ve ben her ay kirayı bölüşüyoruz.

soulmate

/ˈsoʊl.meɪt/

(noun) ruh eşi

Örnek:

She believes she has finally found her soulmate.
Sonunda ruh eşini bulduğuna inanıyor.

colleague

/ˈkɑː.liːɡ/

(noun) meslektaş

Örnek:

My colleague helped me with the presentation.
Meslektaşım sunumda bana yardım etti.

comradeship

/ˈkɑːm.reɪd.ʃɪp/

(noun) arkadaşlık, dostluk, yoldaşlık

Örnek:

The soldiers developed a strong sense of comradeship during their deployment.
Askerler görevleri sırasında güçlü bir arkadaşlık duygusu geliştirdiler.

partner

/ˈpɑːrt.nɚ/

(noun) ortak, iş ortağı, partner;

(verb) ortak olmak, işbirliği yapmak

Örnek:

She became a junior partner in the law firm.
Hukuk firmasında genç bir ortak oldu.

associate

/əˈsoʊ.ʃi.eɪt/

(verb) ilişkilendirmek, bağlantı kurmak, katılmak;

(noun) ortak, iş arkadaşı;

(adjective) ön lisans, doçent

Örnek:

Most people associate the name 'Coca-Cola' with a popular soft drink.
Çoğu insan 'Coca-Cola' adını popüler bir alkolsüz içecekle ilişkilendirir.

buddy

/ˈbʌd.i/

(noun) dost, arkadaş;

(verb) arkadaş olmak, eşleşmek

Örnek:

Hey, buddy, can you help me with this?
Hey, dostum, bana bunda yardım edebilir misin?

ally

/ˈæl.aɪ/

(noun) müttefik, destekçi;

(verb) ittifak kurmak, birleşmek

Örnek:

During the war, several nations formed an ally against the common enemy.
Savaş sırasında, birkaç ulus ortak düşmana karşı bir müttefik oluşturdu.

companion

/kəmˈpæn.jən/

(noun) arkadaş, yoldaş, eşlikçi

Örnek:

She found a loyal companion in her dog.
Köpeğinde sadık bir arkadaş buldu.

boyfriend

/ˈbɔɪ.frend/

(noun) erkek arkadaş, sevgili

Örnek:

She introduced me to her new boyfriend.
Beni yeni erkek arkadaşıyla tanıştırdı.

girlfriend

/ˈɡɝːl.frend/

(noun) kız arkadaş, sevgili, dost

Örnek:

He introduced me to his new girlfriend.
Beni yeni kız arkadaşıyla tanıştırdı.

best friend

/ˌbest ˈfrend/

(noun) en iyi arkadaş, sırdaş

Örnek:

She told her best friend everything.
Her şeyi en iyi arkadaşına anlattı.

pal

/pæl/

(noun) arkadaş, dost;

(verb) arkadaş olmak, dostluk kurmak

Örnek:

He's my best pal.
O benim en iyi arkadaşım.

friendship

/ˈfrend.ʃɪp/

(noun) dostluk, arkadaşlık

Örnek:

Their friendship grew stronger over the years.
Dostlukları yıllar geçtikçe daha da güçlendi.

close

/kloʊz/

(verb) kapatmak, örtmek, bitirmek;

(adjective) yakın, samimi, benzer;

(adverb) yakın, bitişik

Örnek:

Please close the door when you leave.
Lütfen çıkarken kapıyı kapatın.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren