Avatar of Vocabulary Set Şekiller

C2 Seviyesi İçinde Şekiller Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'C2 Seviyesi' içinde 'Şekiller' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

convex

/ˈkɑːn.veks/

(adjective) dışbükey

Örnek:

The lens of the magnifying glass is convex.
Büyütecin merceği dışbükeydir.

hexagonal

/hekˈsæɡ.ən.əl/

(adjective) altıgen

Örnek:

The beehive cells are perfectly hexagonal.
Arı kovanı hücreleri mükemmel altıgendir.

concave

/ˈkɑːn.keɪv/

(adjective) içbükey

Örnek:

The spoon has a concave shape.
Kaşık içbükey bir şekle sahiptir.

trapezoidal

/ˌtræp.ɪˈzɔɪ.dəl/

(adjective) yamuk

Örnek:

The architect designed a building with a trapezoidal roof.
Mimar, yamuk çatılı bir bina tasarladı.

curvilinear

/ˌkɝː.vəˈlɪn.i.ɚ/

(adjective) eğrisel, eğri çizgili

Örnek:

The architect designed a building with a beautiful curvilinear facade.
Mimar, güzel bir eğrisel cepheye sahip bir bina tasarladı.

polygonal

/pəˈlɪɡ.ə.nəl/

(adjective) çokgen

Örnek:

The architect designed a building with a unique polygonal shape.
Mimar, benzersiz çokgen bir şekle sahip bir bina tasarladı.

annular

/ˈæn.jə.lɚ/

(adjective) halkalı, yüzük şeklinde

Örnek:

The eclipse was annular, with a ring of sunlight visible around the moon.
Tutulma halkalıydı, ayın etrafında bir güneş ışığı halkası görünüyordu.

parabolic

/ˌper.əˈbɑː.lɪk/

(adjective) parabolik, alegorik

Örnek:

The satellite dish has a parabolic shape to focus signals.
Uydu çanağı, sinyalleri odaklamak için parabolik bir şekle sahiptir.

octagonal

/ɑːkˈtæɡ.ən.əl/

(adjective) sekizgen

Örnek:

The table had an octagonal top.
Masanın sekizgen bir üst kısmı vardı.

pentagonal

/penˈtæɡ.ə.nəl/

(adjective) beşgen

Örnek:

The building has a unique pentagonal shape.
Bina eşsiz bir beşgen şekle sahip.

coiled

/kɔɪld/

(adjective) sarmal, kıvrılmış;

(verb) sarmak, kıvırmak

Örnek:

The snake lay coiled on the rock, basking in the sun.
Yılan kayanın üzerinde sarmal bir şekilde yatmış, güneşte ısınıyordu.

tubular

/ˈtuː.bjə.lɚ/

(adjective) tübüler, silindirik, boru sesi veren

Örnek:

The plant has long, tubular leaves.
Bitkinin uzun, tübüler yaprakları var.

pyramidal

/pəˈræm.ə.dəl/

(adjective) piramidal

Örnek:

The ancient structure had a distinctively pyramidal shape.
Antik yapı belirgin bir piramidal şekle sahipti.

bulbous

/ˈbʌl.bəs/

(adjective) şişkin, yuvarlak, soğanlı

Örnek:

The clown had a large, bulbous nose.
Palyaçonun büyük, şişkin bir burnu vardı.

oblong

/ˈɑː.blɑːŋ/

(adjective) uzunlamasına, oval;

(noun) uzunlamasına şekil, oval

Örnek:

The table was oblong, not perfectly round.
Masa tam yuvarlak değil, uzunlamasına idi.

crescent

/ˈkres.ənt/

(noun) hilal, yarım ay, kruvasan;

(adjective) hilal şeklinde, yarım ay şeklinde

Örnek:

The moon was a thin crescent in the night sky.
Ay, gece gökyüzünde ince bir hilaldi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren