B2 Seviyesi İçinde B2 - Uzay Yolculuğu Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'B2 Seviyesi' içinde 'B2 - Uzay Yolculuğu' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) yabancı, uzaylı, dünya dışı varlık;
(adjective) yabancı, aykırı, uzaylı
Örnek:
(noun) yer, boşluk, uzay;
(verb) aralık bırakmak, yerleştirmek
Örnek:
(noun) uzay, dış uzay
Örnek:
(noun) evren, kozmos, dünya
Örnek:
(noun) asteroit
Örnek:
(noun) kara delik, dipsiz kuyu
Örnek:
(noun) yıldız, ünlü, yıldız şekli;
(verb) başrol oynamak, yıldız olmak;
(adjective) yıldız, olağanüstü
Örnek:
(noun) galaksi, çok sayıda, kalabalık
Örnek:
(noun) güneş sistemi
Örnek:
(noun) cıva, Merkür
Örnek:
(noun) Venüs, aşk ve güzellik tanrıçası
Örnek:
(noun) Mars, Roma savaş tanrısı;
(verb) bozmak, zarar vermek
Örnek:
(noun) Jüpiter
Örnek:
(noun) Satürn, Roma tarım tanrısı
Örnek:
(noun) Uranüs
Örnek:
(noun) Neptün, Roma deniz tanrısı
Örnek:
(noun) astronomi
Örnek:
(noun) astronom
Örnek:
(noun) iniş, yanaşma, sahanlık
Örnek:
(adjective) dış, merkezden daha uzak
Örnek:
(noun) yörünge, etki alanı, faaliyet alanı;
(verb) yörüngede dönmek, dolaşmak
Örnek:
(noun) roket, roka;
(verb) fırlamak, hızla yükselmek
Örnek:
(noun) uydu, doğal uydu, ay;
(adjective) uydu, bağımlı
Örnek:
(verb) piyasaya sürmek, başlatmak, fırlatmak;
(noun) lansman, fırlatma
Örnek:
(phrasal verb) çıkarmak, kaldırmak, kalkmak
Örnek:
(noun) uzay aracı, uzay gemisi
Örnek:
(noun) uzay adamı, astronot
Örnek:
(noun) uzay gemisi, uzay aracı
Örnek:
(noun) uzay istasyonu
Örnek:
(noun) uzay giysisi
Örnek:
(noun) uzay yürüyüşü, uzayda dış aktivite;
(verb) uzay yürüyüşü yapmak, uzayda dış aktivite yapmak
Örnek:
(noun) teleskop, uzakgörür;
(verb) iç içe geçmek, uzamak, sıkıştırmak
Örnek:
(noun) seyahat, yolculuk, deniz yolculuğu;
(verb) seyahat etmek, yolculuk yapmak, deniz yolculuğu yapmak
Örnek: