Avatar of Vocabulary Set A1 - Mobilya ve Ev Aletleri

Seviye A1 İçinde A1 - Mobilya ve Ev Aletleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Seviye A1' içinde 'A1 - Mobilya ve Ev Aletleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

furniture

/ˈfɝː.nɪ.tʃɚ/

(noun) mobilya, eşya

Örnek:

We bought new furniture for the living room.
Oturma odası için yeni mobilya aldık.

desk

/desk/

(noun) masa, çalışma masası, departman

Örnek:

She sat down at her desk and started working.
Masasına oturdu ve çalışmaya başladı.

chair

/tʃer/

(noun) sandalye, başkan, yönetici;

(verb) başkanlık etmek, yönetmek

Örnek:

Please take a chair and sit down.
Lütfen bir sandalye alın ve oturun.

table

/ˈteɪ.bəl/

(noun) masa, tablo, liste;

(verb) ertelemek, gündeme getirmek

Örnek:

We gathered around the kitchen table for dinner.
Akşam yemeği için mutfak masasının etrafında toplandık.

armchair

/ˈɑːrm.tʃer/

(noun) koltuk;

(adjective) koltuk, teorik

Örnek:

He relaxed in his favorite armchair by the fireplace.
Şöminenin yanındaki favori koltuğunda dinlendi.

dresser

/ˈdres.ɚ/

(noun) şifonyer, tuvalet masası, giyinen kişi

Örnek:

She folded her clothes and put them neatly in the dresser.
Giysilerini katlayıp düzenli bir şekilde şifonyere koydu.

sofa

/ˈsoʊ.fə/

(noun) koltuk, kanape

Örnek:

We bought a new sofa for the living room.
Oturma odası için yeni bir koltuk aldık.

bed

/bed/

(noun) yatak, taban, kasa;

(verb) yatırmak, ekmek, dikmek

Örnek:

I'm so tired, I just want to go to bed.
Çok yorgunum, sadece yatağa gitmek istiyorum.

bookcase

/ˈbʊk.keɪs/

(noun) kitaplık, kitap rafı

Örnek:

She arranged her favorite novels on the top shelf of the bookcase.
En sevdiği romanlarını kitaplığın üst rafına dizdi.

rug

/rʌɡ/

(noun) halı, kilim

Örnek:

She placed a colorful rug in the center of the living room.
Oturma odasının ortasına renkli bir halı serdi.

carpet

/ˈkɑːr.pət/

(noun) halı, kilim;

(verb) halı döşemek, halı sermek

Örnek:

We bought a new carpet for the living room.
Oturma odası için yeni bir halı aldık.

lamp

/læmp/

(noun) lamba;

(verb) vurmak, çarpmak

Örnek:

She turned on the lamp to read her book.
Kitabını okumak için lambayı açtı.

cabinet

/ˈkæb.ən.ət/

(noun) dolap, vitrin, kabine

Örnek:

She keeps her dishes in the kitchen cabinet.
Bulaşıklarını mutfak dolabında tutar.

appliance

/əˈplaɪ.əns/

(noun) cihaz, ev aleti

Örnek:

The kitchen is equipped with modern appliances.
Mutfak modern cihazlarla donatılmıştır.

toaster

/ˈtoʊ.stɚ/

(noun) tost makinesi

Örnek:

I put two slices of bread in the toaster.
İki dilim ekmeği tost makinesine koydum.

refrigerator

/rɪˈfrɪdʒ.ə.reɪ.t̬ɚ/

(noun) buzdolabı

Örnek:

Please put the milk back in the refrigerator.
Lütfen sütü buzdolabına geri koyun.

microwave

/ˈmaɪ.kroʊ.weɪv/

(noun) mikrodalga, mikrodalga fırın;

(verb) mikrodalgada ısıtmak, mikrodalgada pişirmek

Örnek:

I heated my lunch in the microwave.
Öğle yemeğimi mikrodalgada ısıttım.

stove

/stoʊv/

(noun) ocak, soba

Örnek:

She put the kettle on the stove to boil water for tea.
Çay için su kaynatmak üzere demliği ocağa koydu.

television

/ˈtel.ə.vɪʒ.ən/

(noun) televizyon, TV, televizyon cihazı

Örnek:

We watched the news on television.
Haberleri televizyonda izledik.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren