Avatar of Vocabulary Set A1 - Aile

Seviye A1 İçinde A1 - Aile Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Seviye A1' içinde 'A1 - Aile' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

parent

/ˈper.ənt/

(noun) ebeveyn, anaç;

(verb) ebeveynlik yapmak, yetiştirmek

Örnek:

Both parents attended the school meeting.
Her iki ebeveyn de okul toplantısına katıldı.

father

/ˈfɑː.ðɚ/

(noun) baba, peder, rahip;

(verb) baba olmak, yetiştirmek, kurmak

Örnek:

My father taught me how to ride a bike.
Babam bana bisiklete binmeyi öğretti.

mother

/ˈmʌð.ɚ/

(noun) anne, valide, kaynak;

(verb) annelik yapmak, koruyup kollamak

Örnek:

My mother always supported my dreams.
Annem hayallerimi her zaman destekledi.

dad

/dæd/

(noun) baba, babacık

Örnek:

My dad taught me how to ride a bike.
Babam bana bisiklete binmeyi öğretti.

mom

/mɑːm/

(noun) anne, ana

Örnek:

My mom always bakes cookies on Sundays.
Annem pazar günleri hep kurabiye yapar.

wife

/waɪf/

(noun) eş, karı

Örnek:

My wife and I are going on vacation next month.
Eşim ve ben gelecek ay tatile gidiyoruz.

husband

/ˈhʌz.bənd/

(noun) koca, eş;

(verb) idare etmek, tasarruf etmek, korumak

Örnek:

Her husband is a doctor.
Kocası doktor.

child

/tʃaɪld/

(noun) çocuk, oğul, kız

Örnek:

The child was playing in the park.
Çocuk parkta oynuyordu.

son

/sʌn/

(noun) oğul, evlat

Örnek:

Their son is studying abroad.
Oğulları yurt dışında okuyor.

daughter

/ˈdɑː.t̬ɚ/

(noun) kız evlat, kız

Örnek:

Our daughter is starting college next year.
Kızımız gelecek yıl üniversiteye başlıyor.

sister

/ˈsɪs.tɚ/

(noun) kız kardeş, abla, meslektaş

Örnek:

My older sister lives in London.
Ablam Londra'da yaşıyor.

brother

/ˈbrʌð.ɚ/

(noun) erkek kardeş, ağabey, kardeş

Örnek:

My older brother lives in New York.
Ağabeyim New York'ta yaşıyor.

family

/ˈfæm.əl.i/

(noun) aile, soy, sülale;

(adjective) ailevi, aileye ait

Örnek:

My family is coming to visit next week.
Ailem haftaya ziyarete geliyor.

grandmother

/ˈɡræn.mʌð.ɚ/

(noun) büyükanne, nine

Örnek:

My grandmother bakes the best cookies.
Büyükannem en iyi kurabiyeleri yapar.

grandfather

/ˈɡræn.fɑː.ðɚ/

(noun) dede, büyükbaba

Örnek:

My grandfather always tells the best stories.
Dedem her zaman en iyi hikayeleri anlatır.

grandparent

/ˈɡræn.per.ənt/

(noun) büyükbaba, büyükanne, büyük ebeveynler

Örnek:

My grandparents are visiting us next week.
Büyükannem ve büyükbabam haftaya bizi ziyaret edecek.

grandchild

/ˈɡræn.tʃaɪld/

(noun) torun

Örnek:

My grandchild is coming to visit next weekend.
Torunum gelecek hafta sonu ziyarete geliyor.

aunt

/ænt/

(noun) teyze, hala

Örnek:

My aunt always bakes the best cookies.
Teyzem/Halam her zaman en iyi kurabiyeleri yapar.

uncle

/ˈʌŋ.kəl/

(noun) amca, dayı

Örnek:

My uncle took me fishing.
Amcam beni balık tutmaya götürdü.

niece

/niːs/

(noun) yeğen

Örnek:

My niece is coming to visit next weekend.
Yeğenim gelecek hafta sonu ziyarete geliyor.

nephew

/ˈnef.juː/

(noun) yeğen

Örnek:

My nephew is coming to visit next weekend.
Yeğenim gelecek hafta sonu ziyarete geliyor.

cousin

/ˈkʌz.ən/

(noun) kuzen

Örnek:

My cousin from Canada is visiting next month.
Kanada'dan gelen kuzenim gelecek ay ziyarete geliyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren