Kişisel Bakım İçinde Güzellik Sektöründeki İnsanlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Kişisel Bakım' içinde 'Güzellik Sektöründeki İnsanlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈher.staɪ.lɪst/
(noun) kuaför, saç stilisti
Örnek:
I need to book an appointment with my hairstylist for a new cut.
Yeni bir kesim için kuaförümden randevu almam gerekiyor.
/ˈstaɪ.lɪst/
(noun) stilist, moda danışmanı, kuaför
Örnek:
She hired a personal stylist to help her choose outfits for the event.
Etkinlik için kıyafet seçmesine yardımcı olması için kişisel bir stilist tuttu.
/ˈbɑːr.bɚ/
(noun) berber;
(verb) tıraş etmek, saç kesmek
Örnek:
I need to get a haircut, so I'm going to the barber.
Saçımı kestirmem gerekiyor, bu yüzden berbere gidiyorum.
/ˈmæn.ə.kjʊr.ɪst/
(noun) manikürcü
Örnek:
The manicurist carefully shaped her nails.
Manikürcü tırnaklarını dikkatlice şekillendirdi.
/bjuːˈtɪʃ.ən/
(noun) güzellik uzmanı, estetisyen
Örnek:
The beautician gave her a relaxing facial.
Güzellik uzmanı ona rahatlatıcı bir yüz bakımı yaptı.
/mæsˈɜːz/
(noun) masöz
Örnek:
The tired athlete booked an appointment with a masseuse to relieve muscle soreness.
Yorgun sporcu, kas ağrılarını gidermek için bir masöz ile randevu aldı.
/ˌkɑːz.məˈtɑː.lə.dʒɪst/
(noun) kozmetolog, güzellik uzmanı
Örnek:
My cosmetologist recommended a new hair treatment.
Kozmetologum yeni bir saç bakımı önerdi.
/ˌdɝː.məˈtɑː.lə.dʒɪst/
(noun) dermatolog, cilt doktoru
Örnek:
I have an appointment with the dermatologist next week for my rash.
Gelecek hafta döküntüm için dermatolog ile randevum var.
/ˈmeɪk.ʌp ˌɑːr.tɪst/
(noun) makyaj sanatçısı, makyöz
Örnek:
The makeup artist transformed her look for the film.
Makyaj sanatçısı film için görünümünü değiştirdi.
/ˈtæt.uː ˌɑːr.tɪst/
(noun) dövme sanatçısı, dövmeci
Örnek:
She visited a renowned tattoo artist to get her new design.
Yeni tasarımını yaptırmak için ünlü bir dövme sanatçısını ziyaret etti.
/ˈherˌdres.ɚ/
(noun) kuaför, berber
Örnek:
I need to make an appointment with my hairdresser.
Kuaförümle randevu almam gerekiyor.
/əˌroʊ.məˈθer.ə.pɪst/
(noun) aromaterapist
Örnek:
The aromatherapist recommended lavender oil for relaxation.
Aromaterapist, rahatlama için lavanta yağı önerdi.
/ˈkʌl.ər.ɪst/
(noun) renklendirme uzmanı, saç boyacısı, renk uzmanı
Örnek:
She visited a professional colorist to get her hair dyed blonde.
Saçlarını sarıya boyatmak için profesyonel bir renklendirme uzmanına gitti.
/mæsˈɝː/
(noun) masör
Örnek:
The athlete visited a masseur to relieve muscle tension after the game.
Sporcu, maçtan sonra kas gerginliğini gidermek için bir masöre gitti.