Sahne Sanatları İçinde Bale Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Sahne Sanatları' içinde 'Bale' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˌpɪr.uːˈet/
(noun) piruet;
(verb) piruet yapmak
Örnek:
The ballerina performed a graceful pirouette.
Balet, zarif bir piruet yaptı.
/ˌer.əˈbesk/
(noun) arabesk, arabesk (balede)
Örnek:
The intricate arabesque patterns adorned the mosque's walls.
Karmaşık arabesk desenler caminin duvarlarını süslüyordu.
/ˈæt̬.ə.tuːd/
(noun) tutum, davranış, duruş
Örnek:
She has a positive attitude towards life.
Hayata karşı pozitif bir tutumu var.
/ˈbæl.ən/
(noun) balon, sıcak hava balonu;
(verb) şişmek, kabarmak, hızla artmak
Örnek:
The child was holding a red balloon.
Çocuk kırmızı bir balon tutuyordu.
/əˈsem.bəl/
(verb) toplanmak, bir araya gelmek, monte etmek
Örnek:
The students began to assemble in the auditorium for the morning meeting.
Öğrenciler sabah toplantısı için oditoryumda toplanmaya başladı.
/bɑːr/
(noun) barre, bale barı, barre egzersizi
Örnek:
The dancers held onto the barre for stability during their warm-up.
Dansçılar ısınma sırasında denge için barre'ye tutundular.
/ˌpɑː də ˈduː/
(noun) pas de deux
Örnek:
The highlight of the ballet was the exquisite pas de deux.
Balenin en önemli kısmı enfes pas de deux idi.
/sɔːˈteɪ/
(verb) sotelemek, hafifçe kızartmak;
(noun) sote, hafifçe kızartılmış yemek
Örnek:
Sauté the onions until they are translucent.
Soğanları şeffaf olana kadar soteleyin.
/pɔɪnt/
(noun) parmak ucu, uç
Örnek:
She danced en pointe, gracefully gliding across the stage.
Sahne boyunca zarifçe süzülerek parmak ucunda dans etti.
/ˈkæb.ri.oʊl/
(noun) kabriyol, dans sıçraması, oyuncu sıçrama
Örnek:
The ballerina performed a graceful cabriole.
Balet, zarif bir kabriyol sergiledi.
/rɪˈtaɪr/
(verb) emekli olmak, geri çekilmek, uzaklaşmak
Örnek:
My father plans to retire next year.
Babam gelecek yıl emekli olmayı planlıyor.
/əˈleɡ.roʊ/
(adverb) allegro, hızlı;
(noun) allegro, hızlı bölüm;
(adjective) allegro, hızlı
Örnek:
The first movement of the symphony is marked allegro.
Senfoninin ilk bölümü allegro olarak işaretlenmiştir.
/əˈdɑː.dʒi.oʊ/
(noun) adagio, yavaşça, yavaş parça;
(adverb) yavaşça, adagio
Örnek:
The second movement of the symphony is marked adagio.
Senfoninin ikinci bölümü adagio olarak işaretlenmiştir.