Medya İçinde Sosyal Medyada İnsanlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Medya' içinde 'Sosyal Medyada İnsanlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈæd.mɪn/
(noun) yönetim, idare, yönetici
Örnek:
She handles all the admin for the department.
Departmanın tüm yönetim işlerini o hallediyor.
/ˈjuː.tuː.bər/
(noun) YouTuber
Örnek:
She dreams of becoming a famous YouTuber.
Ünlü bir YouTuber olmayı hayal ediyor.
/ˈvlɑːɡ.ər/
(noun) vlogger
Örnek:
The popular vlogger shared her daily routine with her subscribers.
Popüler vlogger, günlük rutinini aboneleriyle paylaştı.
/ˈɪn.flu.ən.sɚ/
(noun) influencer, etkileyici
Örnek:
The brand collaborated with a popular fashion influencer to promote their new collection.
Marka, yeni koleksiyonlarını tanıtmak için popüler bir moda influencer'ı ile işbirliği yaptı.
/ˈblɑː.ɡɚ/
(noun) blog yazarı
Örnek:
She is a popular fashion blogger.
O popüler bir moda blog yazarı.
/ˈæd.vɚ.taɪ.zɚ/
(noun) reklamveren, ilan veren
Örnek:
The magazine relies heavily on revenue from its advertisers.
Dergi, reklamverenlerinden elde ettiği gelire büyük ölçüde güveniyor.
/ˈmiː.di.ə ˌplæn.ər/
(noun) medya planlayıcısı
Örnek:
The media planner recommended placing ads on social media and prime-time TV.
Medya planlayıcısı, reklamların sosyal medyada ve prime-time TV'de yayınlanmasını önerdi.
/ˈjuː.zɚ/
(noun) kullanıcı, bağımlı
Örnek:
The software is designed to be easy for the user.
Yazılım, kullanıcı için kolay olacak şekilde tasarlanmıştır.
/ˈsɝː.fɚ/
(noun) sörfçü, internet sörfçüsü, web kullanıcısı
Örnek:
The surfer rode a huge wave all the way to the shore.
Sörfçü dev bir dalgayı kıyıya kadar sürdü.
/səbˈskraɪ.bɚ/
(noun) abone, üye, bağışçı
Örnek:
The magazine has over a million subscribers worldwide.
Derginin dünya genelinde bir milyondan fazla abonesi var.
/ˈfɑː.loʊ.ɚ/
(noun) takipçi, taraftar, izleyen
Örnek:
She has a large number of followers on social media.
Sosyal medyada çok sayıda takipçisi var.
/fæn/
(noun) vantilatör, yelpaze, hayran;
(verb) yelpazelemek, körüklemek, yaymak
Örnek:
Turn on the fan, it's getting hot in here.
Vantilatörü aç, burası ısınıyor.
/ˈɑː.di.əns/
(noun) izleyici, dinleyici, okuyucu kitlesi
Örnek:
The band played to a large audience.
Grup büyük bir izleyici kitlesi önünde çaldı.
/ˈkɑntent prəˌvaɪdər/
(noun) içerik sağlayıcı, içerik tedarikçisi
Örnek:
Our company works with various content providers to offer a wide range of digital media.
Şirketimiz, geniş bir dijital medya yelpazesi sunmak için çeşitli içerik sağlayıcıları ile çalışmaktadır.