Medya İçinde Yayın ve Görüntüleme Cihazları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Medya' içinde 'Yayın ve Görüntüleme Cihazları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈtel.ə.vɪʒ.ən/
(noun) televizyon, TV, televizyon cihazı
Örnek:
We watched the news on television.
Haberleri televizyonda izledik.
/ˈreɪ.di.oʊ/
(noun) radyo, radyo yayını, telsiz;
(verb) telsizle haberleşmek, radyo ile yayınlamak
Örnek:
I listen to the radio every morning.
Her sabah radyo dinlerim.
/ˈvɪd.i.oʊ ˌkæm.rə/
(noun) video kamera
Örnek:
He set up the video camera to record the event.
Etkinliği kaydetmek için video kamerayı kurdu.
/ˈmaɪ.krə.foʊn/
(noun) mikrofon
Örnek:
Please speak clearly into the microphone.
Lütfen mikrofona net konuşun.
/ˈmɪk.sɚ/
(noun) mikser, karıştırıcı, sosyal insan
Örnek:
She used an electric mixer to whip the cream.
Kremayı çırpmak için elektrikli bir mikser kullandı.
/trænsˈmɪt̬.ɚ/
(noun) verici, dönüştürücü
Örnek:
The radio station upgraded its main transmitter.
Radyo istasyonu ana vericisini yükseltti.
/ˈsæt.əl.aɪt ˌdɪʃ/
(noun) uydu anteni, çanak anten
Örnek:
We installed a new satellite dish on the roof to get more channels.
Daha fazla kanal almak için çatıya yeni bir uydu anteni taktık.
/ˈtel.əˌprɑːmp.tɚ/
(noun) teleprompter
Örnek:
The news anchor read directly from the teleprompter.
Haber spikeri doğrudan teleprompterdan okudu.
/ˈkæm.rə/
(noun) kamera, fotoğraf makinesi
Örnek:
She bought a new digital camera for her trip.
Seyahati için yeni bir dijital kamera aldı.
/prəˈdʒek.tɚ/
(noun) projektör, yansıtıcı
Örnek:
The teacher used a projector to show the slides.
Öğretmen slaytları göstermek için bir projektör kullandı.
/dɪˈspleɪ/
(verb) göstermek, sergilemek, görüntülemek;
(noun) ekran, sergi, görüntü
Örnek:
The museum will display ancient artifacts.
Müze antik eserleri sergileyecek.