Edebiyat İçinde Mitolojik Yerler ve Nesneler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Edebiyat' içinde 'Mitolojik Yerler ve Nesneler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /iˈlɪz.i.əm/
(noun) Elysium, cennet, mutluluk diyarı
Örnek:
Ancient Greeks believed that heroes and virtuous souls would reside in Elysium.
Antik Yunanlılar, kahramanların ve erdemli ruhların Elysium'da yaşayacağına inanıyordu.
/ˈʌn.dɚ.wɝːld/
(noun) yeraltı dünyası, ahiret, mafya
Örnek:
In ancient Greek mythology, Hades ruled the underworld.
Antik Yunan mitolojisinde Hades, yeraltı dünyasını yönetiyordu.
/ˈɔːr.ə.kəl/
(noun) kehanet, vahiy, kahin;
(trademark) Oracle, Oracle yazılım şirketi
Örnek:
The king sought an oracle from the gods before going to war.
Kral savaşa gitmeden önce tanrılardan bir kehanet aradı.
/ˈlæb.ə.rɪnθ/
(noun) labirent, dolaşık yol, karmaşık sistem
Örnek:
The ancient palace was a labyrinth of corridors and rooms.
Antik saray, koridorlar ve odalardan oluşan bir labirentti.
/nʌn/
(noun) rahibe
Örnek:
The nun dedicated her life to prayer and service.
Rahibe hayatını duaya ve hizmete adadı.
/pænˌdɔːr.əz ˈbɑːks/
(idiom) Pandora'nın kutusu, sorun kaynağı
Örnek:
Opening up that old investigation would be like opening Pandora's box.
O eski soruşturmayı yeniden açmak Pandora'nın kutusunu açmak gibi olurdu.
/ˈtraɪ.dənt/
(noun) üçlü mızrak, trident
Örnek:
Poseidon is often depicted holding a powerful trident.
Poseidon genellikle güçlü bir üçlü mızrak tutarken tasvir edilir.
/ˈiː.dʒɪs/
(noun) himaye, koruma, destek
Örnek:
The project was launched under the aegis of the university.
Proje üniversitenin himayesinde başlatıldı.
/ˈæm.jə.lət/
(noun) muska, tılsım
Örnek:
She wore an amulet around her neck for good luck.
Boynunda şans getirmesi için bir muska taşıyordu.
/ɑːŋk/
(noun) ankh
Örnek:
The pharaoh's tomb was adorned with intricate carvings of the ankh.
Firavun'un mezarı, karmaşık ankh oymalarıyla süslenmişti.
/ðɪ ɑːrk əv ðə ˈkʌv.ən.ənt/
(noun) Ahit Sandığı
Örnek:
According to the Bible, the Ark of the Covenant was built to hold the tablets of the Ten Commandments.
İncil'e göre, Ahit Sandığı On Emir tabletlerini saklamak için yapılmıştır.
/ˈtʃæl.ɪs/
(noun) kadeh, şarap kadehi, kutsal kadeh
Örnek:
The king drank from a golden chalice.
Kral altın bir kadehten içti.
/ˌfaʊn.tɪn əv ˈjuːθ/
(noun) gençlik pınarı
Örnek:
Explorers searched for the legendary fountain of youth for centuries.
Kaşifler yüzyıllarca efsanevi gençlik pınarını aradılar.
/wɑːnd/
(noun) değnek, sihirli değnek
Örnek:
The magician waved his wand and a rabbit appeared.
Sihirbaz değneğini salladı ve bir tavşan belirdi.
/ðə ˌhoʊ.li ˈɡreɪl/
(noun) Kutsal Kâse, nihai hedef
Örnek:
Finding a cure for cancer is considered the Holy Grail of medical research.
Kanser tedavisi bulmak, tıbbi araştırmaların Kutsal Kâsesi olarak kabul edilir.
/ˌkɔːr.nəˈkoʊ.pi.ə/
(noun) bereket boynuzu, bereket, bolluk
Örnek:
The Thanksgiving table was decorated with a beautiful cornucopia.
Şükran Günü masası güzel bir bereket boynuzu ile süslenmişti.
/ˈmædʒ.ɪk ˌkɑːr.pət/
(noun) sihirli halı
Örnek:
Aladdin flew on a magic carpet to rescue the princess.
Alaaddin prensesi kurtarmak için sihirli halı üzerinde uçtu.
/ˈwʌn.dɚ.lænd/
(noun) harikalar diyarı, masal diyarı
Örnek:
The amusement park was a true wonderland for children.
Lunapark çocuklar için gerçek bir harikalar diyarıydı.