Avatar of Vocabulary Set Oda Tipleri

Ev ve Bahçe İçinde Oda Tipleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Ev ve Bahçe' içinde 'Oda Tipleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

living room

/ˈlɪv.ɪŋ ˌruːm/

(noun) oturma odası, salon

Örnek:

We spent the evening relaxing in the living room.
Akşamı oturma odasında dinlenerek geçirdik.

bedroom

/ˈbed.ruːm/

(noun) yatak odası

Örnek:

My bedroom has a large window overlooking the garden.
Yatak odamda bahçeye bakan büyük bir pencere var.

kitchen

/ˈkɪtʃ.ən/

(noun) mutfak

Örnek:

She spent the morning cleaning the kitchen.
Sabahı mutfağı temizleyerek geçirdi.

bathroom

/ˈbæθ.ruːm/

(noun) banyo, tuvalet

Örnek:

I need to use the bathroom.
Tuvaleti kullanmam gerekiyor.

dining room

/ˈdaɪ.nɪŋ ˌruːm/

(noun) yemek odası

Örnek:

We usually eat dinner in the dining room.
Genellikle akşam yemeğini yemek odasında yeriz.

home office

/ˈhoʊm ˌɔː.fɪs/

(noun) ev ofisi, çalışma odası, İçişleri Bakanlığı

Örnek:

I spend most of my day working in my home office.
Günümün çoğunu ev ofisimde çalışarak geçiriyorum.

guest room

/ˈɡest ruːm/

(noun) misafir odası

Örnek:

We prepared the guest room for our relatives who are visiting next week.
Gelecek hafta gelecek akrabalarımız için misafir odasını hazırladık.

playroom

/ˈpleɪ.ruːm/

(noun) oyun odası

Örnek:

The children spent hours in the playroom, building forts and playing with toys.
Çocuklar oyun odasında saatlerce kale inşa edip oyuncaklarla oynadılar.

library

/ˈlaɪ.brer.i/

(noun) kütüphane, kitap koleksiyonu, arşiv

Örnek:

I'm going to the library to borrow some books.
Kitap ödünç almak için kütüphaneye gidiyorum.

sunroom

/ˈsʌn.ruːm/

(noun) güneşlenme odası, kış bahçesi

Örnek:

We enjoy our morning coffee in the sunroom.
Sabah kahvemizi güneşlenme odasında içeriz.

attic

/ˈæt̬.ɪk/

(noun) çatı katı, tavan arası

Örnek:

We store old furniture in the attic.
Eski mobilyaları çatı katında saklıyoruz.

basement

/ˈbeɪs.mənt/

(noun) bodrum, zemin kat altı

Örnek:

We store old furniture in the basement.
Eski mobilyaları bodrumda saklıyoruz.

family room

/ˈfæm.əl.i ˌruːm/

(noun) aile odası

Örnek:

We spend most evenings relaxing in the family room.
Akşamların çoğunu aile odasında dinlenerek geçiriyoruz.

powder room

/ˈpaʊ.dər ˌruːm/

(noun) tuvalet, bayanlar tuvaleti

Örnek:

Excuse me, could you tell me where the powder room is?
Affedersiniz, tuvalet nerede söyleyebilir misiniz?

master bedroom

/ˈmæs.tɚ ˌbed.ruːm/

(noun) ebeveyn yatak odası, ana yatak odası

Örnek:

The house has three bedrooms, including a spacious master bedroom with an en-suite bathroom.
Evde üç yatak odası var, bunlara özel banyolu geniş bir ebeveyn yatak odası da dahil.

dressing room

/ˈdres.ɪŋ ˌruːm/

(noun) soyunma odası, kulise, soyunma kabini

Örnek:

The actress was in her dressing room preparing for the show.
Aktris, gösteriye hazırlanmak için soyunma odasındaydı.

nursery

/ˈnɝː.sɚ.i/

(noun) çocuk odası, bebek odası, kreş

Örnek:

The baby's nursery is decorated with pastel colors.
Bebeğin çocuk odası pastel renklerle dekore edilmiştir.

parlor

/ˈpɑːr.lɚ/

(noun) salon, oturma odası, dükkan

Örnek:

We gathered in the parlor for an evening of conversation.
Sohbet etmek için salonda toplandık.

den

/den/

(noun) in, kovuk, çalışma odası;

(verb) barınmak, yuva yapmak

Örnek:

The bear retreated to its den for the winter.
Ayı kış için inine çekildi.

sauna

/ˈsɑː.nə/

(noun) sauna;

(verb) sauna yapmak, saunaya girmek

Örnek:

After a long day, a session in the sauna is very relaxing.
Uzun bir günün ardından saunada bir seans çok rahatlatıcıdır.

drawing room

/ˈdrɔɪŋ ruːm/

(noun) misafir odası, salon

Örnek:

The guests gathered in the elegant drawing room before dinner.
Misafirler yemekten önce zarif misafir odasında toplandılar.

front room

/ˈfrʌnt ˌruːm/

(noun) ön oda, oturma odası

Örnek:

We usually entertain guests in the front room.
Misafirleri genellikle ön odada ağırlarız.

mother-in-law apartment

/ˈmʌð.ər.ɪn.lɔː ˌəˈpɑːrt.mənt/

(noun) kayınvalide dairesi, ek daire

Örnek:

They added a mother-in-law apartment to their house for her aging parents.
Yaşlı ebeveynleri için evlerine bir kayınvalide dairesi eklediler.

loft

/lɑːft/

(noun) çatı katı, tavan arası, loft;

(verb) havaya kaldırmak, yüksek atmak

Örnek:

We store old furniture in the loft.
Eski mobilyaları çatı katında saklıyoruz.

man cave

/ˈmæn ˌkeɪv/

(noun) erkek mağarası, erkek sığınağı

Örnek:

He spent the entire weekend in his man cave, watching football and playing video games.
Tüm hafta sonunu erkek mağarasında futbol izleyerek ve video oyunları oynayarak geçirdi.

panic room

/ˈpæn.ɪk ˌruːm/

(noun) panik odası, güvenli oda

Örnek:

The wealthy businessman had a hidden panic room in his mansion.
Zengin iş adamının malikanesinde gizli bir panik odası vardı.

utility room

/juːˈtɪl.ɪ.ti ˌruːm/

(noun) çamaşır odası, yardımcı oda

Örnek:

The new house has a spacious utility room next to the kitchen.
Yeni evde mutfağın yanında geniş bir çamaşır odası var.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren