Avatar of Vocabulary Set Dış Mekan Özellikleri

Ev ve Bahçe İçinde Dış Mekan Özellikleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Ev ve Bahçe' içinde 'Dış Mekan Özellikleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

patio

/ˈpæt̬.i.oʊ/

(noun) veranda, teras

Örnek:

We had a barbecue on the patio.
Verandada barbekü yaptık.

yard

/jɑːrd/

(noun) yarda, bahçe, avlu

Örnek:

The fabric is three yards long.
Kumaş üç yarda uzunluğundadır.

hot tub

/ˈhɑːt tʌb/

(noun) jakuzi, sıcak küvet

Örnek:

After a long day of skiing, relaxing in the hot tub was perfect.
Uzun bir kayak gününden sonra jakuzide dinlenmek mükemmeldi.

swimming pool

/ˈswɪm.ɪŋ ˌpuːl/

(noun) yüzme havuzu, havuz

Örnek:

We spent the afternoon by the swimming pool.
Öğleden sonrayı yüzme havuzunun kenarında geçirdik.

firepit

/ˈfaɪr.pɪt/

(noun) ateş çukuru, şömine

Örnek:

We gathered around the firepit to roast marshmallows.
Marshmallow kızartmak için ateş çukurunun etrafında toplandık.

trash can

/ˈtræʃ kæn/

(noun) çöp kutusu, çöp tenekesi

Örnek:

Please throw your rubbish in the trash can.
Lütfen çöpünüzü çöp kutusuna atın.

grill

/ɡrɪl/

(noun) ızgara, mangal, ızgara restoranı;

(verb) ızgara yapmak, pişirmek, sorgulamak

Örnek:

We cooked burgers on the grill.
Izgarada hamburger pişirdik.

birdbath

/ˈbɝːd.bæθ/

(noun) kuş banyosu, kuş suluğu

Örnek:

The small garden had a stone birdbath in its center.
Küçük bahçenin ortasında taş bir kuş banyosu vardı.

Jacuzzi

/dʒəˈkuː.zi/

(noun) jakuzi, hidromasajlı küvet;

(trademark) Jakuzi (marka adı)

Örnek:

After a long day, she relaxed in the warm Jacuzzi.
Uzun bir günün ardından sıcak jakuzide dinlendi.

brazier

/ˈbreɪ.ʒ.ɚ/

(noun) mangal, közlük

Örnek:

The street vendor used a brazier to keep his hands warm.
Sokak satıcısı ellerini sıcak tutmak için bir mangal kullandı.

weathervane

/ˈweð.ɚ.veɪn/

(noun) rüzgar gülü

Örnek:

The old barn had a rooster weathervane on its roof.
Eski ahırın çatısında horoz şeklinde bir rüzgar gülü vardı.

hammock

/ˈhæm.ək/

(noun) hamak

Örnek:

I love relaxing in my hammock on a lazy afternoon.
Tembel bir öğleden sonra hamakımda dinlenmeyi severim.

parasol

/ˈper.ə.sɑːl/

(noun) şemsiye, güneş şemsiyesi

Örnek:

She sat under a colorful parasol on the beach.
Sahilde renkli bir şemsiyenin altında oturdu.

satellite dish

/ˈsæt.əl.aɪt ˌdɪʃ/

(noun) uydu anteni, çanak anten

Örnek:

We installed a new satellite dish on the roof to get more channels.
Daha fazla kanal almak için çatıya yeni bir uydu anteni taktık.

mailbox

/ˈmeɪl.bɑːks/

(noun) posta kutusu, kutu, e-posta kutusu

Örnek:

I checked my mailbox for letters.
Mektuplar için posta kutumu kontrol ettim.

backyard

/ˌbækˈjɑːrd/

(noun) arka bahçe, etki alanı

Örnek:

The kids are playing in the backyard.
Çocuklar arka bahçede oynuyor.

porch

/pɔːrtʃ/

(noun) veranda, sundurma, teras

Örnek:

We sat on the porch and watched the sunset.
Verandada oturup gün batımını izledik.

deck

/dek/

(noun) güverte, iskambil destesi, deste;

(verb) süslemek, donatmak, devirmek

Örnek:

We stood on the deck watching the sunset.
Güvertede durup gün batımını izledik.

fire extinguisher

/ˈfaɪər ɪkˌstɪŋ.ɡwɪʃ.ər/

(noun) yangın söndürücü

Örnek:

Always know the location of the nearest fire extinguisher.
En yakın yangın söndürücünün yerini her zaman bilin.

veranda

/vəˈræn.də/

(noun) veranda, balkon

Örnek:

We sat on the veranda, enjoying the evening breeze.
Verandada oturup akşam esintisinin tadını çıkardık.

balcony

/ˈbæl.kə.ni/

(noun) balkon, loca

Örnek:

She stepped out onto the balcony to enjoy the view.
Manzaranın tadını çıkarmak için balkona çıktı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren