Kıyafet ve Moda İçinde İş Giysileri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Kıyafet ve Moda' içinde 'İş Giysileri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈkʌv.ɚ.ɑːlz/
(noun) tulum, iş tulumu
Örnek:
The mechanic wore blue coveralls to protect his clothes from grease.
Tamirci, kıyafetlerini yağdan korumak için mavi tulum giydi.
/ˈeɪ.prən/
(noun) önlük, apron, uçak park alanı
Örnek:
She tied her apron before starting to bake.
Pişirmeye başlamadan önce önlüğünü bağladı.
/smɑːk/
(noun) önlük, iş önlüğü;
(verb) büzgülemek, pile yapmak
Örnek:
The artist wore a paint-splattered smock.
Ressam, boya sıçramış bir önlük giyiyordu.
/ˈjuː.nə.fɔːrm/
(noun) üniforma;
(adjective) üniform, tek tip, düzgün
Örnek:
The police officer was wearing his full uniform.
Polis memuru tam üniformasını giymişti.
/ɡaʊn/
(noun) elbise, cüppe, kaftan
Örnek:
She wore a beautiful silk gown to the ball.
Balo için güzel bir ipek elbise giydi.
/ˈoʊ.vɚ.ɑːlz/
(plural noun) tulum, iş tulumu
Örnek:
He wore blue denim overalls while working on the car.
Arabayla uğraşırken mavi kot tulum giyiyordu.
/ˈhæz.mæt ˌsuːt/
(noun) tehlikeli madde giysisi, kimyasal koruyucu giysi
Örnek:
The emergency crew arrived wearing full hazmat suits.
Acil durum ekibi tam tehlikeli madde giysileri içinde geldi.
/skrʌbz/
(noun) ameliyat önlüğü, medikal kıyafet, ovma;
(verb) ovmak, fırçalamak, iptal etmek
Örnek:
The doctor quickly changed into his surgical scrubs before the emergency.
Doktor acil durumdan önce hızla cerrahi önlüğünü giydi.
/ˈhɑːrd hæt/
(noun) baret, işçi kaskı
Örnek:
All construction workers must wear a hard hat on site.
Tüm inşaat işçileri sahada baret takmalıdır.
/ˈseɪf.ti ˌɡlæs.ɪz/
(noun) iş güvenliği gözlüğü, koruyucu gözlük
Örnek:
Always wear your safety glasses when working with power tools.
Elektrikli aletlerle çalışırken daima iş güvenliği gözlüğü takın.
/ˈɪr.mʌfs/
(plural noun) kulaklık, kulak koruyucu
Örnek:
She wore warm earmuffs to protect her ears from the biting wind.
Kulaklarını keskin rüzgardan korumak için sıcak kulaklıklar taktı.
/ˈfeɪs ˌʃiːld/
(noun) yüz siperi, yüz kalkanı
Örnek:
Healthcare workers wear a face shield to protect themselves from airborne particles.
Sağlık çalışanları, havadaki partiküllerden korunmak için yüz siperi takar.
/roʊb/
(noun) cüppe, kaftan, bornoz;
(verb) cüppe giydirmek, bürümek
Örnek:
The judge wore a black robe to the court.
Yargıç mahkemeye siyah bir cüppe giydi.