Avatar of Vocabulary Set Film Türleri

Sinema ve Tiyatro İçinde Film Türleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sinema ve Tiyatro' içinde 'Film Türleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

action film

/ˈæk.ʃən ˌfɪlm/

(noun) aksiyon filmi

Örnek:

He loves watching action films with lots of explosions.
Çok patlamalı aksiyon filmleri izlemeyi sever.

animation

/ˌæn.əˈmeɪ.ʃən/

(noun) animasyon, canlandırma, canlılık

Örnek:

The studio is known for its groundbreaking work in computer animation.
Stüdyo, bilgisayar animasyonu alanındaki çığır açan çalışmalarıyla tanınıyor.

black comedy

/ˌblæk ˈkɑː.mə.di/

(noun) kara komedi

Örnek:

The director is known for his dark humor and often creates black comedies.
Yönetmen, kara mizahıyla tanınır ve sık sık kara komediler yapar.

mockumentary

/ˌmɑː.kjəˈmen.t̬ɚ.i/

(noun) sahte belgesel, mockumentary

Örnek:

The film was a hilarious mockumentary about a struggling rock band.
Film, zor durumdaki bir rock grubunu konu alan komik bir sahte belgeseldi.

docudrama

/ˈdɑː.kjəˌdrɑː.mə/

(noun) belgesel drama, dokudrama

Örnek:

The new series is a docudrama about the life of a famous historical figure.
Yeni dizi, ünlü bir tarihi figürün hayatını konu alan bir belgesel dramadır.

melodrama

/ˈmel.əˌdræm.ə/

(noun) melodram, abartılı duygusallık, dramatiklik

Örnek:

The play was a classic melodrama, full of heroes, villains, and damsels in distress.
Oyun, kahramanlar, kötü adamlar ve tehlikede olan genç kızlarla dolu klasik bir melodramdı.

fantasy

/ˈfæn.tə.si/

(noun) fantazi, hayal gücü, fantazi türü;

(verb) hayal kurmak, düşlemek

Örnek:

He spent his days lost in fantasy.
Günlerini hayal dünyasında kaybolmuş olarak geçirdi.

horror film

/ˈhɔːr.ər fɪlm/

(noun) korku filmi

Örnek:

We watched a horror film last night and I couldn't sleep.
Dün gece bir korku filmi izledik ve uyuyamadım.

slasher

/ˈslæʃ.ɚ/

(noun) slasher filmi, kesici, azaltıcı

Örnek:

The new horror movie is a classic slasher film.
Yeni korku filmi klasik bir slasher filmi.

musical

/ˈmjuː.zɪ.kəl/

(adjective) müzikal, müziğe düşkün;

(noun) müzikal

Örnek:

She has a great musical talent.
Harika bir müzik yeteneği var.

epic

/ˈep.ɪk/

(noun) destan, epik şiir;

(adjective) destansı, kahramanca, muhteşem

Örnek:

Homer's 'The Odyssey' is a classic epic poem.
Homeros'un 'Odysseia'sı klasik bir destandır.

film noir

/ˌfɪlm ˈnwɑːr/

(noun) film noir

Örnek:

Classic film noir often features a detective and a femme fatale.
Klasik film noir genellikle bir dedektif ve bir femme fatale içerir.

romance

/roʊˈmæns/

(noun) romantizm, aşk, romantik roman;

(verb) romantize etmek, kur yapmak

Örnek:

Their relationship was full of romance.
İlişkileri romantizm doluydu.

science fiction

/ˈsaɪəns ˌfɪkʃən/

(noun) bilim kurgu

Örnek:

I love reading science fiction novels, especially those about space exploration.
Bilim kurgu romanları okumayı severim, özellikle uzay keşfiyle ilgili olanları.

thriller

/ˈθrɪl.ɚ/

(noun) gerilim, gerilim filmi

Örnek:

I love reading psychological thrillers.
Psikolojik gerilim okumayı severim.

mystery

/ˈmɪs.tɚ.i/

(noun) gizem, sır, polisiye

Örnek:

The disappearance of the ancient civilization remains a mystery.
Antik uygarlığın ortadan kaybolması bir gizem olmaya devam ediyor.

western

/ˈwes.tɚn/

(adjective) batı, batılı;

(noun) western

Örnek:

The sun sets in the western sky.
Güneş batı gökyüzünde batar.

spaghetti western

/spəˈɡet.i ˈwes.tərn/

(noun) spagetti western

Örnek:

Clint Eastwood became famous for his roles in spaghetti westerns.
Clint Eastwood, spagetti western filmlerindeki rolleriyle ün kazandı.

documentary

/ˌdɑː.kjəˈmen.t̬ɚ.i/

(noun) belgesel;

(adjective) belgesel

Örnek:

We watched a fascinating documentary about ancient Egypt.
Antik Mısır hakkında büyüleyici bir belgesel izledik.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren