Avatar of Vocabulary Set Kulak

Vücut İçinde Kulak Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Vücut' içinde 'Kulak' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

helix

/ˈhiː.lɪks/

(noun) sarmal, helezon

Örnek:

The DNA molecule has a double helix structure.
DNA molekülü çift sarmal yapıya sahiptir.

antihelix

/ˌæn.tiˈhiː.lɪks/

(noun) antiheliks

Örnek:

The piercing was placed on the antihelix of her ear.
Piercing kulağının antiheliksine yerleştirildi.

concha

/ˈkɑːŋ.kə/

(noun) concha, Meksika tatlı ekmeği

Örnek:

I love to dip a warm concha in my coffee for breakfast.
Kahvaltıda sıcak bir concha'yı kahveme batırmayı severim.

antitragus

/ˌæn.tiˈtreɪ.ɡəs/

(noun) antitragus

Örnek:

The piercing was placed on her antitragus.
Piercing onun antitragusuna yerleştirildi.

tragus

/ˈtreɪ.ɡəs/

(noun) tragus, kulak memesi

Örnek:

She got a new piercing on her tragus.
Kulak memesine yeni bir piercing yaptırdı.

ear canal

/ˈɪr kəˌnæl/

(noun) kulak kanalı, dış kulak yolu

Örnek:

Clean your ear canal gently with a cotton swab.
Kulak kanalınızı pamuklu çubukla nazikçe temizleyin.

lobule

/ˈlɑːb.juːl/

(noun) lobül, küçük lob

Örnek:

Each lobule of the lung contains several alveoli.
Akciğerin her lobülü birkaç alveol içerir.

middle ear

/ˈmɪd.əl ɪər/

(noun) orta kulak

Örnek:

Infection of the middle ear is common in children.
Orta kulak enfeksiyonu çocuklarda yaygındır.

malleus

/ˈmæl.i.əs/

(noun) çekiç kemiği, malleus

Örnek:

The malleus is the largest of the three ossicles in the middle ear.
Çekiç, orta kulaktaki üç kemikçikten en büyüğüdür.

eardrum

/ˈɪr.drʌm/

(noun) kulak zarı

Örnek:

Loud noises can damage your eardrum.
Yüksek sesler kulak zarınıza zarar verebilir.

incus

/ˈɪŋ.kəs/

(noun) örs

Örnek:

The incus is one of the three ossicles in the middle ear.
Örs, orta kulaktaki üç kemikçikten biridir.

stapes

/ˈsteɪ.piːz/

(noun) üzengi kemiği

Örnek:

The stapes is crucial for hearing, as it transmits sound vibrations to the cochlea.
Üzengi kemiği, ses titreşimlerini kokleaya ilettiği için işitme için çok önemlidir.

auricle

/ˈɔːr.ɪ.kəl/

(noun) kulak kepçesi, kulakçık, atriyum

Örnek:

The doctor examined the patient's auricle for any signs of infection.
Doktor, hastanın kulak kepçesini enfeksiyon belirtileri açısından inceledi.

cochlea

/ˈkɑːk.li.ə/

(noun) kohlea, salyangoz

Örnek:

Sound waves are converted into electrical signals in the cochlea.
Ses dalgaları kohleada elektriksel sinyallere dönüştürülür.

earlobe

/ˈɪr.loʊb/

(noun) kulak memesi

Örnek:

She wore a small diamond stud in her earlobe.
Kulak memesinde küçük bir pırlanta küpe takıyordu.

outer ear

/ˈaʊtər ɪr/

(noun) dış kulak

Örnek:

The sound waves are collected by the outer ear.
Ses dalgaları dış kulak tarafından toplanır.

inner ear

/ˈɪn.ər ɪər/

(noun) iç kulak

Örnek:

Problems with the inner ear can cause dizziness and hearing loss.
İç kulak sorunları baş dönmesi ve işitme kaybına neden olabilir.

eustachian tube

/juːˌsteɪ.ʃən ˈtuːb/

(noun) östaki borusu

Örnek:

The eustachian tube helps to equalize pressure in the ear when flying.
Östaki borusu, uçarken kulaktaki basıncı dengelemeye yardımcı olur.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren