Avatar of Vocabulary Set Demirbaşlar

Mimarlık ve İnşaat İçinde Demirbaşlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Mimarlık ve İnşaat' içinde 'Demirbaşlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

security camera

/sɪˈkjʊr.ə.t̬i ˈkæm.rə/

(noun) güvenlik kamerası, gözetim kamerası

Örnek:

The store installed a new security camera to prevent theft.
Mağaza hırsızlığı önlemek için yeni bir güvenlik kamerası kurdu.

door

/dɔːr/

(noun) kapı, ev, bina

Örnek:

Please close the door when you leave.
Çıkarken lütfen kapıyı kapatın.

window

/ˈwɪn.doʊ/

(noun) pencere, zaman aralığı, fırsat;

(verb) pencere takmak, pencere açmak

Örnek:

She looked out the window at the rain.
Yağmura bakmak için pencereden dışarı baktı.

belvedere

/ˈbel.və.dɪr/

(noun) belvedere, seyir terası

Örnek:

From the belvedere, we could see the entire city skyline.
Belvedere'den tüm şehir silüetini görebiliyorduk.

chandelier

/ˌʃæn.dəˈlɪr/

(noun) avize

Örnek:

The grand ballroom was illuminated by a magnificent crystal chandelier.
Büyük balo salonu muhteşem bir kristal avize ile aydınlatılmıştı.

garbage disposal

/ˈɡɑːr.bɪdʒ dɪˈspoʊ.zəl/

(noun) çöp öğütücü, yemek atığı öğütücü

Örnek:

Please don't put coffee grounds down the garbage disposal.
Lütfen kahve telvesini çöp öğütücüsüne atmayın.

Entryphone

/ˈen.tri.foʊn/

(trademark) interkom, kapı telefonu

Örnek:

Please use the Entryphone to call up to my apartment.
Lütfen daireme aramak için interkomu kullanın.

water heater

/ˈwɑː.t̬ɚ ˌhiː.t̬ɚ/

(noun) şofben, su ısıtıcısı

Örnek:

Our old water heater broke down, so we need a new one.
Eski şofbenimiz bozuldu, bu yüzden yenisine ihtiyacımız var.

fireplace

/ˈfaɪr.pleɪs/

(noun) şömine, ocak

Örnek:

We gathered around the fireplace to keep warm.
Isınmak için şöminenin etrafında toplandık.

mantelpiece

/ˈmæn.təl.piːs/

(noun) şömine rafı, şömine

Örnek:

She placed the antique clock on the mantelpiece.
Antika saati şömine rafına koydu.

boiler

/ˈbɔɪ.lɚ/

(noun) kazan, şofben, buhar kazanı

Örnek:

The old boiler in the basement needs to be replaced.
Bodrumdaki eski kazan değiştirilmesi gerekiyor.

central heating

/ˌsen.trəl ˈhiː.tɪŋ/

(noun) merkezi ısıtma

Örnek:

Our house has efficient central heating.
Evimizde verimli bir merkezi ısıtma sistemi var.

radiator

/ˈreɪ.di.eɪ.t̬ɚ/

(noun) radyatör, kalorifer, soğutucu

Örnek:

The old radiator in the living room needs to be replaced.
Oturma odasındaki eski radyatörün değiştirilmesi gerekiyor.

gas fire

/ˈɡæs ˌfaɪr/

(noun) gazlı şömine, gaz sobası

Örnek:

We installed a new gas fire in the living room.
Oturma odasına yeni bir gazlı şömine kurduk.

exhaust fan

/ɪɡˈzɔːst fæn/

(noun) aspiratör, egzoz fanı

Örnek:

The kitchen needs an exhaust fan to remove cooking odors.
Mutfak, yemek kokularını gidermek için bir aspiratöre ihtiyaç duyar.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren