Avatar of Vocabulary Set Zararlı Böcekler

Hayvanlar İçinde Zararlı Böcekler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Hayvanlar' içinde 'Zararlı Böcekler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

aphid

/ˈeɪ.fɪd/

(noun) yaprak biti

Örnek:

The roses were covered in aphids.
Güller yaprak bitleriyle kaplıydı.

brown marmorated stink bug

/braʊn ˈmɑːrməreɪtɪd stɪŋk bʌɡ/

(noun) kahverengi kokarca böceği

Örnek:

The farmer was worried about the damage caused by the brown marmorated stink bug to his crops.
Çiftçi, kahverengi kokarca böceğinin mahsullerine verdiği zarardan endişeliydi.

fall armyworm

/fɑːl ˈɑːr.mi.wɜːrm/

(noun) sonbahar ordu kurdu

Örnek:

The fall armyworm has caused significant damage to cornfields across the region.
Sonbahar ordu kurdu, bölgedeki mısır tarlalarına önemli zararlar vermiştir.

green stink bug

/ˌɡriːn ˈstɪŋk bʌɡ/

(noun) yeşil kokarca böceği

Örnek:

The farmer found several green stink bugs on his tomato plants.
Çiftçi domates bitkilerinde birkaç yeşil kokarca böceği buldu.

greenhouse whitefly

/ˈɡriːnhaʊs ˈwaɪtflaɪ/

(noun) sera beyazsineği

Örnek:

The tomato plants in the greenhouse were heavily infested with greenhouse whitefly.
Sera domates bitkileri sera beyazsineği ile yoğun bir şekilde istila edilmişti.

leaf beetle

/liːf ˈbiːtl/

(noun) yaprak böceği

Örnek:

The garden was infested with tiny leaf beetles, damaging the hosta plants.
Bahçe, hosta bitkilerine zarar veren küçük yaprak böcekleri ile doluydu.

locust

/ˈloʊ.kəst/

(noun) çekirge, akasya, yalancı akasya

Örnek:

A swarm of locusts descended upon the fields, devouring everything in their path.
Bir çekirge sürüsü tarlalara indi, yollarındaki her şeyi yiyip bitirdi.

thrips

/θrɪps/

(noun) trips

Örnek:

The farmer noticed tiny thrips damaging his tomato plants.
Çiftçi, domates bitkilerine zarar veren küçük tripsleri fark etti.

mite

/maɪt/

(noun) akar, zerre, kuruş

Örnek:

Dust mites can trigger allergies in some people.
Toz akarları bazı insanlarda alerjiyi tetikleyebilir.

mealybug

/ˈmiːliˌbʌɡ/

(noun) unlu bit

Örnek:

The gardener noticed a cluster of mealybugs on the underside of the rose leaves.
Bahçıvan, gül yapraklarının altında bir unlu bit kümesi fark etti.

looper

/ˈluːpər/

(noun) ilmekleyici, caddy

Örnek:

The machine has a special looper for creating intricate patterns.
Makine, karmaşık desenler oluşturmak için özel bir ilmekleyiciye sahiptir.

armyworm

/ˈɑːr.mi.wɜːrm/

(noun) ordu kurdu, tırtıl

Örnek:

The farmers were devastated by the armyworm infestation that destroyed their cornfields.
Çiftçiler, mısır tarlalarını yok eden ordu kurdu istilası yüzünden perişan oldular.

red spider mite

/ˌred ˈspaɪ.dər maɪt/

(noun) kırmızı örümcek akarı, örümcek akarı

Örnek:

The gardener noticed a severe infestation of red spider mites on his tomato plants.
Bahçıvan, domates bitkilerinde ciddi bir kırmızı örümcek akarı istilası fark etti.

diamondback moth

/ˈdaɪ.ə.mən.bæk mɔθ/

(noun) elmas sırtlı güve

Örnek:

The farmer sprayed insecticide to control the diamondback moth infestation.
Çiftçi, elmas sırtlı güve istilasını kontrol altına almak için böcek ilacı sıktı.

red flour beetle

/red ˈflaʊər ˈbiːtl/

(noun) kızıl un böceği

Örnek:

The warehouse was infested with red flour beetles.
Depo kızıl un böcekleri ile istila edilmişti.

green peach aphid

/ˌɡriːn piːtʃ ˈæfɪd/

(noun) yeşil şeftali yaprak biti

Örnek:

The farmer sprayed insecticide to control the green peach aphid infestation on his fruit trees.
Çiftçi, meyve ağaçlarındaki yeşil şeftali yaprak biti istilasını kontrol etmek için böcek ilacı sıktı.

cotton aphid

/ˈkɑːt.ən ˈeɪ.fɪd/

(noun) pamuk yaprak biti

Örnek:

The farmer sprayed insecticide to control the cotton aphid infestation.
Çiftçi, pamuk yaprak biti istilasını kontrol altına almak için böcek ilacı sıktı.

dog flea

/dɔːɡ fliː/

(noun) köpek piresi

Örnek:

My dog was constantly scratching because of a dog flea infestation.
Köpeğim köpek piresi istilası yüzünden sürekli kaşınıyordu.

American dog tick

/əˌmer.ɪ.kən ˈdɔːɡ tɪk/

(noun) Amerikan köpek kenesi

Örnek:

The hiker checked his legs for an American dog tick after walking through tall grass.
Yürüyüşçü, uzun otların arasından geçtikten sonra bacaklarında Amerikan köpek kenesi olup olmadığını kontrol etti.

cat flea

/ˈkæt ˌfliː/

(noun) kedi piresi, kedi pireleri

Örnek:

My cat has a lot of cat fleas, so I need to get some treatment.
Kedimde çok fazla kedi piresi var, bu yüzden tedavi almam gerekiyor.

bedbug

/ˈbed.bʌɡ/

(noun) tahtakurusu

Örnek:

We had to call an exterminator because of the bedbugs in our mattress.
Yatağımızdaki tahtakuruları yüzünden bir ilaçlama şirketi çağırmak zorunda kaldık.

flea

/fliː/

(noun) pire

Örnek:

My dog is scratching a lot; I think he has fleas.
Köpeğim çok kaşınıyor; sanırım pireleri var.

gnat

/næt/

(noun) sinek, küçük sinek

Örnek:

A tiny gnat buzzed around my head.
Küçük bir sinek başımın etrafında vızıldadı.

termite

/ˈtɝː.maɪt/

(noun) termit, beyaz karınca

Örnek:

We found signs of termites in the old wooden beams of the house.
Evin eski ahşap kirişlerinde termit izleri bulduk.

woolly aphid

/ˈwʊli ˈeɪfɪd/

(noun) pamuklu bit

Örnek:

The apple tree was heavily infested with woolly aphids.
Elma ağacı yoğun bir şekilde pamuklu bit ile istila edilmişti.

louse

/laʊs/

(noun) bit, alçak, adi

Örnek:

The dog was scratching because it had a louse.
Köpek kaşınıyordu çünkü üzerinde bir bit vardı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren