TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Terfiler, Emekli Maaşları ve Ödüller Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Terfiler, Emekli Maaşları ve Ödüller' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əˈtʃiːv.mənt/
(noun) başarı, kazanım, başarma
Örnek:
Winning the championship was a great achievement for the team.
Şampiyonluğu kazanmak takım için büyük bir başarıydı.
/kənˈtrɪb.juːt/
(verb) katkıda bulunmak, bağışlamak, neden olmak
Örnek:
He contributed a large sum to the charity.
Hayır kurumuna büyük bir miktar bağışladı.
/ˌded.əˈkeɪ.ʃən/
(noun) adanmışlık, özveri, bağlılık
Örnek:
Her dedication to her studies paid off with excellent grades.
Çalışmalarına olan adanmışlığı mükemmel notlarla sonuçlandı.
/lʊk ˈfɔːrwərd tə/
(phrasal verb) dört gözle beklemek, sabırsızlanmak
Örnek:
I look forward to seeing you again.
Seni tekrar görmeyi dört gözle bekliyorum.
/lʊk tuː/
(phrasal verb) beklemek, hedeflemek, bakmak
Örnek:
We look to our leaders for guidance.
Rehberlik için liderlerimize bakıyoruz.
/ˈlɔɪ.əl/
(adjective) sadık, vefalı
Örnek:
He is a loyal friend who always stands by me.
O, her zaman yanımda olan sadık bir arkadaş.
/ˈmer.ɪt/
(noun) değer, liyakat, hak;
(verb) hak etmek, layık olmak
Örnek:
The proposal has considerable merit.
Teklifin önemli bir değeri var.
/ˈɑːb.vi.əs.li/
(adverb) açıkça, belli ki
Örnek:
Obviously, we need to find a solution quickly.
Açıkçası, hızlı bir çözüm bulmamız gerekiyor.
/prəˈdʌk.tɪv/
(adjective) verimli, üretken, bereketli
Örnek:
It was a very productive meeting, we made a lot of decisions.
Çok verimli bir toplantıydı, birçok karar aldık.
/prəˈmoʊt/
(verb) teşvik etmek, desteklemek, terfi ettirmek
Örnek:
The organization works to promote peace and understanding.
Kuruluş barışı ve anlayışı teşvik etmek için çalışıyor.
/ˌrek.əɡˈnɪʃ.ən/
(noun) tanıma, takdir
Örnek:
He received a medal in recognition of his bravery.
Cesaretinin takdiri olarak madalya aldı.
/ˈvæl.juː/
(noun) değer, önem, fiyat;
(verb) değer biçmek, kıymetini belirlemek, değer vermek
Örnek:
The true value of friendship cannot be measured.
Dostluğun gerçek değeri ölçülemez.