TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Ürün Geliştirme Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Ürün Geliştirme' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈæŋk.ʃəs/
(adjective) endişeli, kaygılı, istekli
Örnek:
She was anxious about her exam results.
Sınav sonuçları konusunda endişeliydi.
/ˌæs.ɚˈteɪn/
(verb) tespit etmek, belirlemek, emin olmak
Örnek:
I need to ascertain the truth before I make a decision.
Karar vermeden önce gerçeği tespit etmem gerekiyor.
/əˈsuːm/
(verb) varsaymak, farz etmek, takınmak
Örnek:
I assume you're coming to the party.
Partiye geleceğini varsayıyorum.
/ˈdek.eɪd/
(noun) onyıl, on yıl
Örnek:
The 1990s was a memorable decade for music.
1990'lar müzik için unutulmaz bir onyıldı.
/ɪɡˈzæm.ɪn/
(verb) incelemek, muayene etmek, araştırmak
Örnek:
The doctor will examine the patient thoroughly.
Doktor hastayı detaylı bir şekilde muayene edecek.
/ɪkˈsper.ə.mənt/
(noun) deney, tecrübe, girişim;
(verb) deney yapmak, tecrübe etmek
Örnek:
The scientists conducted an experiment to test their new theory.
Bilim insanları yeni teorilerini test etmek için bir deney yaptılar.
/ˈlɑː.dʒɪ.kəl/
(adjective) mantıklı, rasyonel, akılcı
Örnek:
His argument was perfectly logical.
Argümanı tamamen mantıklıydı.
/ˈriː.sɝːtʃ/
(noun) araştırma, inceleme;
(verb) araştırmak, incelemek
Örnek:
She is conducting research on climate change.
İklim değişikliği üzerine araştırma yapıyor.
/rɪˌspɑːn.səˈbɪl.ə.t̬i/
(noun) sorumluluk, görev, görevler
Örnek:
It's your responsibility to ensure the project is completed on time.
Projenin zamanında tamamlanmasını sağlamak sizin sorumluluğunuzdadır.
/sɑːlv/
(verb) çözmek
Örnek:
We need to solve this problem quickly.
Bu sorunu hızlıca çözmemiz gerekiyor.
/ˈsuː.pɚ.vaɪ.zɚ/
(noun) amir, denetçi
Örnek:
My supervisor approved my leave request.
Amirim izin talebimi onayladı.
/ˌsɪs.təˈmæt̬.ɪ.kəl.i/
(adverb) sistematik olarak, düzenli bir şekilde
Örnek:
The police systematically searched the entire building.
Polis tüm binayı sistematik olarak aradı.