TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Malzeme Siparişi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Malzeme Siparişi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /dɪˈvɝː.sə.faɪ/
(verb) çeşitlendirmek, farklılaştırmak
Örnek:
The company decided to diversify its product line.
Şirket, ürün yelpazesini çeşitlendirmeye karar verdi.
/ˈen.t̬ɚ.praɪz/
(noun) girişim, proje, işletme
Örnek:
Starting a new business is a challenging enterprise.
Yeni bir iş kurmak zorlu bir girişimdir.
/ɪˈsen.ʃəl.i/
(adverb) esas olarak, temelde, özünde
Örnek:
Essentially, we need to cut costs to survive.
Esasen, hayatta kalmak için maliyetleri kısmamız gerekiyor.
/ˈev.ri.deɪ/
(adjective) günlük, sıradan
Örnek:
This is my everyday jacket, I wear it all the time.
Bu benim günlük ceketim, sürekli giyerim.
/ˈfʌŋk.ʃən/
(noun) işlev, görev, tören;
(verb) işlemek, çalışmak
Örnek:
The main function of the heart is to pump blood.
Kalbin ana işlevi kan pompalamaktır.
/meɪnˈteɪn/
(verb) bakımını yapmak, sürdürmek, korumak
Örnek:
It's important to regularly maintain your car.
Arabanızı düzenli olarak bakımını yapmak önemlidir.
/əbˈteɪn/
(verb) elde etmek, edinmek, geçerli olmak
Örnek:
He managed to obtain a copy of the report.
Raporun bir kopyasını elde etmeyi başardı.
/ˌpriːˈrek.wə.zɪt/
(noun) ön koşul, gereklilik;
(adjective) ön koşul, gerekli
Örnek:
A good understanding of algebra is a prerequisite for this advanced math course.
Cebir konusunda iyi bir anlayış, bu ileri düzey matematik dersi için bir ön koşuldur.
/ˈkwɑː.lə.t̬i/
(noun) kalite, nitelik, özellik;
(adjective) kaliteli, mükemmel
Örnek:
The hotel offers high-quality service.
Otel yüksek kaliteli hizmet sunmaktadır.
/smuːð/
(adjective) pürüzsüz, düzgün, sorunsuz;
(verb) düzeltmek, pürüzsüzleştirmek, gidermek;
(adverb) sorunsuz, akıcı bir şekilde
Örnek:
The stone was worn smooth by the river.
Taş nehir tarafından pürüzsüz hale getirildi.
/sɔːrs/
(noun) kaynak, köken;
(verb) tedarik etmek, temin etmek
Örnek:
The river's source is in the mountains.
Nehrin kaynağı dağlardadır.
/ˈsteɪ.ʃə.ner.i/
(noun) kırtasiye, yazı malzemeleri
Örnek:
I need to buy some new stationery for the office.
Ofis için yeni kırtasiye malzemeleri almam gerekiyor.