TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Ofis Teknolojisi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Ofis Teknolojisi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əˈfɔːr.də.bəl/
(adjective) uygun fiyatlı, ekonomik
Örnek:
The store offers a wide range of affordable clothing.
Mağaza geniş bir yelpazede uygun fiyatlı giysiler sunuyor.
/æz ˈniːdɪd/
(phrase) gerektiği gibi, ihtiyaç duyulduğunda
Örnek:
Add water as needed to the mixture.
Karışıma gerektiği kadar su ekleyin.
/biː ɪn tʃɑːrdʒ əv/
(idiom) sorumlu olmak, yönetmek
Örnek:
She will be in charge of the new project.
Yeni projeden o sorumlu olacak.
/kəˈpæs.ə.t̬i/
(noun) kapasite, hacim, yetenek
Örnek:
The hall has a seating capacity of 500 people.
Salonun oturma kapasitesi 500 kişidir.
/ˈdʊr.ə.bəl/
(adjective) dayanıklı, sağlam, uzun ömürlü
Örnek:
These shoes are made of durable leather.
Bu ayakkabılar dayanıklı deriden yapılmıştır.
/ɪˈnɪʃ.ə.t̬ɪv/
(noun) inisiyatif, girişimcilik, girişim
Örnek:
She showed great initiative in organizing the event.
Etkinliği düzenlemede büyük inisiyatif gösterdi.
/ˈfɪz.ɪ.kəl.i/
(adverb) fiziksel olarak, zorla
Örnek:
He was physically exhausted after the marathon.
Maraton sonrası fiziksel olarak tükenmişti.
/prəˈvaɪ.dɚ/
(noun) sağlayıcı, geçim kaynağı
Örnek:
The company is a leading provider of internet services.
Şirket, internet hizmetlerinin önde gelen bir sağlayıcısıdır.
/rɪˈkɝː/
(verb) tekrarlamak, yeniden ortaya çıkmak
Örnek:
The problem tends to recur every spring.
Sorun her bahar tekrarlama eğilimindedir.
/rɪˈdʌk.ʃən/
(noun) azaltma, indirim, küçültme
Örnek:
There has been a significant reduction in crime rates.
Suç oranlarında önemli bir azalma oldu.
/steɪ ɑn tɑp ʌv/
(idiom) takip etmek, haberdar olmak, kontrol altında tutmak
Örnek:
It's important to stay on top of current events.
Güncel olayları takip etmek önemlidir.
/stɑːk/
(noun) stok, mal, hisse;
(verb) stoklamak, bulundurmak;
(adjective) stokta, mevcut
Örnek:
The store has a large stock of electronics.
Mağazanın büyük bir elektronik stoğu var.