TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Müzeler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Müzeler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əˈkwaɪɚ/
(verb) edinmek, elde etmek, satın almak
Örnek:
The company decided to acquire a smaller competitor.
Şirket daha küçük bir rakibi satın almaya karar verdi.
/ədˈmaɪr/
(verb) hayran olmak, takdir etmek, hayranlıkla bakmak
Örnek:
I truly admire her dedication to her work.
İşine olan bağlılığına gerçekten hayranım.
/kəˈlek.ʃən/
(noun) koleksiyon, derleme, toplama
Örnek:
She has an impressive collection of antique dolls.
Antika bebeklerden oluşan etkileyici bir koleksiyonu var.
/ˈkrɪt̬.ɪ.sɪ.zəm/
(noun) eleştiri, kınama, analiz
Örnek:
The play received a lot of criticism from the audience.
Oyun seyirciden çok fazla eleştiri aldı.
/ɪkˈspres/
(verb) ifade etmek, dile getirmek, ekspres göndermek;
(adjective) ekspres, hızlı, açık;
(noun) ekspres, ekspres tren, ekspres otobüs;
(adverb) ekspres, hızlıca
Örnek:
She wanted to express her gratitude.
Minnettarlığını ifade etmek istedi.
/ˈfæʃ.ən/
(noun) moda, tarz, şekil;
(verb) şekillendirmek, yapmak
Örnek:
She always dresses in the latest fashion.
Her zaman en son modaya göre giyinir.
/ˈliː.ʒɚ/
(noun) boş zaman, eğlence
Örnek:
He spends his leisure time reading books.
Boş zamanını kitap okuyarak geçirir.
/rɪˈspɑːnd/
(verb) cevap vermek, karşılık vermek, tepki vermek
Örnek:
She didn't respond to my question.
Soruma cevap vermedi.
/ˈskedʒ.uːl/
(noun) program, takvim, çizelge;
(verb) planlamak, programlamak
Örnek:
I need to check my schedule for next week.
Gelecek haftanın programımı kontrol etmem gerekiyor.
/sɪɡˈnɪf.ə.kənt/
(adjective) önemli, anlamlı, dikkate değer
Örnek:
There was a significant increase in sales this quarter.
Bu çeyrekte satışlarda önemli bir artış oldu.
/ˈspeʃ.ə.laɪz/
(verb) uzmanlaşmak, ihtisaslaşmak
Örnek:
Our company specializes in custom software development.
Şirketimiz özel yazılım geliştirmede uzmanlaşmıştır.
/ˈspek.trəm/
(noun) spektrum, yelpaze, aralık
Örnek:
The prism separated the white light into a beautiful spectrum of colors.
Prizma beyaz ışığı güzel bir renk spektrumuna ayırdı.