TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Yatırımlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Yatırımlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əˈɡres.ɪv.li/
(adverb) agresifçe, saldırganca, kararlı bir şekilde
Örnek:
The dog barked aggressively at the stranger.
Köpek yabancıya agresifçe havladı.
/ˈæt̬.ə.tuːd/
(noun) tutum, davranış, duruş
Örnek:
She has a positive attitude towards life.
Hayata karşı pozitif bir tutumu var.
/kəˈmɪt/
(verb) işlemek, yapmak, bağlanmak
Örnek:
He was arrested for attempting to commit fraud.
Dolandırıcılık yapmaya teşebbüs ettiği için tutuklandı.
/kənˈsɝː.və.t̬ɪv/
(noun) muhafazakar;
(adjective) muhafazakar, geleneksel
Örnek:
My grandfather is a staunch conservative.
Dedem koyu bir muhafazakardır.
/fʌnd/
(noun) fon, sermaye, birikim;
(verb) finanse etmek, desteklemek
Örnek:
The university established a new fund for student scholarships.
Üniversite, öğrenci bursları için yeni bir fon oluşturdu.
/ɪnˈvest/
(verb) yatırım yapmak, ayırmak
Örnek:
She decided to invest her savings in real estate.
Birikimlerini gayrimenkule yatırmaya karar verdi.
/ˌlɔŋˈtɜːrm/
(adjective) uzun vadeli, uzun süreli
Örnek:
We need a long-term solution to this problem.
Bu soruna uzun vadeli bir çözüm bulmalıyız.
/ˌpɔːrtˈfoʊ.li.oʊ/
(noun) portföy, dosya çantası, yatırım portföyü
Örnek:
She carried her artwork in a large portfolio.
Sanat eserlerini büyük bir portföyde taşıdı.
/pʊl aʊt/
(phrasal verb) çekip çıkarmak, sökmek, çekilmek
Örnek:
He had to pull out a splinter from his finger.
Parmağından bir kıymık çekip çıkarmak zorunda kaldı.
/ˈriː.sɔːrs/
(noun) kaynak, varlık, beceri;
(verb) kaynak sağlamak, finanse etmek
Örnek:
The company has limited financial resources.
Şirketin sınırlı finansal kaynakları var.
/rɪˈtɝːn/
(verb) dönmek, iade etmek, geri aramak;
(noun) dönüş, iade, getiri
Örnek:
He decided to return to his hometown after many years.
Uzun yıllar sonra memleketine dönmeye karar verdi.
/ˈwaɪz.li/
(adverb) akıllıca, bilgece
Örnek:
She wisely chose to invest her money in real estate.
Parasını emlak sektörüne yatırmayı akıllıca seçti.