Avatar of Vocabulary Set Oteller

TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Oteller Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Oteller' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

advanced

/ədˈvænst/

(adjective) ileri, gelişmiş, ileri düzey

Örnek:

She is studying advanced mathematics.
İleri matematik okuyor.

chain

/tʃeɪn/

(noun) zincir, şube;

(verb) zincirlemek, bağlamak

Örnek:

The dog was tied to a post with a heavy chain.
Köpek ağır bir zincirle direğe bağlıydı.

check in

/tʃek ɪn/

(phrasal verb) giriş yapmak, kayıt yaptırmak, iletişime geçmek

Örnek:

We need to check in at the hotel before 3 PM.
Saat 15:00'ten önce otele giriş yapmamız gerekiyor.

confirm

/kənˈfɝːm/

(verb) onaylamak, doğrulamak, pekiştirmek

Örnek:

Please confirm your attendance by Friday.
Lütfen Cuma gününe kadar katılımınızı onaylayın.

expect

/ɪkˈspekt/

(verb) beklemek, ummak, talep etmek

Örnek:

I expect him to arrive any minute now.
Onun her an geleceğini bekliyorum.

housekeeper

/ˈhaʊsˌkiː.pɚ/

(noun) kat görevlisi, ev hizmetlisi

Örnek:

The hotel employs several housekeepers to maintain cleanliness.
Otel, temizliği sağlamak için birkaç kat görevlisi istihdam etmektedir.

notify

/ˈnoʊ.t̬ə.faɪ/

(verb) bildirmek, haber vermek, duyurmak

Örnek:

Please notify us if you change your address.
Adresinizi değiştirirseniz lütfen bize bildirin.

preclude

/prəˈkluːd/

(verb) engellemek, önlemek

Örnek:

The bad weather precluded us from going on the picnic.
Kötü hava, pikniğe gitmemizi engelledi.

quote

/kwoʊt/

(verb) alıntılamak, aktarmak, fiyat vermek;

(noun) alıntı, söz, fiyat teklifi

Örnek:

She likes to quote Shakespeare in her essays.
Denemelerinde Shakespeare'den alıntı yapmayı sever.

rate

/reɪt/

(noun) oran, hız, tarife;

(verb) değerlendirmek, sınıflandırmak, görmek

Örnek:

The unemployment rate has decreased this quarter.
İşsizlik oranı bu çeyrekte azaldı.

reservation

/ˌrez.ɚˈveɪ.ʃən/

(noun) rezervasyon, ayırtma, çekince

Örnek:

I made a dinner reservation for two at 7 PM.
Akşam yemeği için saat 7'ye iki kişilik rezervasyon yaptırdım.

service

/ˈsɝː.vɪs/

(noun) hizmet, servis, kamu hizmeti;

(verb) hizmet etmek, çalışmak, servis etmek

Örnek:

The hotel provides excellent room service.
Otel mükemmel oda servisi sunmaktadır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren