Avatar of Vocabulary Set Deney

TOEFL için Gelişmiş Kelime Bilgisi İçinde Deney Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEFL için Gelişmiş Kelime Bilgisi' içinde 'Deney' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

experimentation

/ɪkˌsper.ə.menˈteɪ.ʃən/

(noun) deneme, tecrübe, bilimsel deneyler

Örnek:

The chef is known for his constant experimentation with new flavors.
Şef, yeni lezzetlerle sürekli denemeler yapmasıyla tanınır.

verify

/ˈver.ə.faɪ/

(verb) doğrulamak, teyit etmek

Örnek:

Please verify your email address to complete the registration.
Kaydı tamamlamak için lütfen e-posta adresinizi doğrulayın.

thesis

/ˈθiː.sɪs/

(noun) tez, önerme, doktora tezi

Örnek:

Her main thesis was that the economic crisis was caused by deregulation.
Ana tezi, ekonomik krizin deregülasyondan kaynaklandığıydı.

theoretical

/ˌθiː.əˈret̬.ə.kəl/

(adjective) teorik

Örnek:

The course covers both theoretical and practical aspects of engineering.
Kurs, mühendisliğin hem teorik hem de pratik yönlerini kapsar.

protocol

/ˈproʊ.t̬ə.kɑːl/

(noun) protokol, kurallar, tören;

(verb) protokol altına almak, protokol yayınlamak

Örnek:

The diplomats followed strict protocol during the negotiations.
Diplomatlar müzakereler sırasında katı protokole uydular.

experimental

/ɪkˌsper.əˈmen.t̬əl/

(adjective) deneysel, geliştirilmekte olan

Örnek:

The scientists conducted an experimental study.
Bilim insanları deneysel bir çalışma yürüttüler.

empirical

/emˈpɪr.ɪ.kəl/

(adjective) ampirik, deneysel

Örnek:

The study provided strong empirical evidence for the effectiveness of the new drug.
Çalışma, yeni ilacın etkinliği için güçlü ampirik kanıtlar sağladı.

disprove

/dɪˈspruːv/

(verb) çürütmek, yanlış olduğunu kanıtlamak

Örnek:

The new evidence helped to disprove the old theory.
Yeni kanıtlar eski teoriyi çürütmeye yardımcı oldu.

correlation

/ˌkɔːr.əˈleɪ.ʃən/

(noun) korelasyon, ilişki

Örnek:

There is a strong correlation between smoking and lung cancer.
Sigara içmek ile akciğer kanseri arasında güçlü bir ilişki vardır.

corroborate

/kəˈrɑː.bə.reɪt/

(verb) doğrulamak, teyit etmek

Örnek:

The witness was able to corroborate the defendant's story.
Tanık, sanığın hikayesini doğrulayabildi.

correlate

/ˈkɔːr.ə.leɪt/

(verb) ilişkilendirmek, bağlantılı olmak;

(noun) ilişkili şey, korelat

Örnek:

Stress levels often correlate with workload.
Stres seviyeleri genellikle iş yüküyle ilişkilidir.

corroboration

/kəˌrɑː.bəˈreɪ.ʃən/

(noun) doğrulama, teyit

Örnek:

The police are looking for independent corroboration of the witness's story.
Polis, tanığın ifadesi için bağımsız bir doğrulama arıyor.

controlled experiment

/kənˈtroʊld ɪkˈsper.ə.mənt/

(noun) kontrollü deney

Örnek:

The researchers conducted a controlled experiment to test the new drug's efficacy.
Araştırmacılar, yeni ilacın etkinliğini test etmek için kontrollü bir deney yürüttüler.

beaker

/ˈbiː.kɚ/

(noun) beher

Örnek:

The chemist poured the solution into a glass beaker.
Kimyager çözeltiyi cam bir behere döktü.

Bunsen burner

/ˈbʌnsən ˌbɜːrnər/

(noun) Bunsen beki

Örnek:

The chemist lit the Bunsen burner to heat the solution.
Kimyager çözeltiyi ısıtmak için Bunsen bekini yaktı.

carbon dating

/ˈkɑːr.bən ˌdeɪ.tɪŋ/

(noun) karbon tarihleme, radyokarbon tarihleme

Örnek:

Archaeologists used carbon dating to determine the age of the ancient wooden artifact.
Arkeologlar, antik ahşap eserin yaşını belirlemek için karbon tarihleme yöntemini kullandılar.

clinical trial

/ˈklɪn.ɪ.kəl ˌtraɪəl/

(noun) klinik deneme, klinik araştırma

Örnek:

The new drug is currently undergoing a clinical trial.
Yeni ilaç şu anda bir klinik denemeden geçiyor.

dissect

/daɪˈsekt/

(verb) diseke etmek, ayırmak, analiz etmek

Örnek:

Students learned to dissect a frog in biology class.
Öğrenciler biyoloji dersinde kurbağa diseke etmeyi öğrendiler.

falsify

/ˈfɑːl.sə.faɪ/

(verb) tahrif etmek, sahtesini yapmak, yanlışlamak

Örnek:

The accountant was charged with falsifying the company's financial records.
Muhasebeci, şirketin mali kayıtlarını tahrif etmekle suçlandı.

finding

/ˈfaɪn.dɪŋ/

(noun) bulma, keşif, bulgu

Örnek:

The finding of the lost treasure brought great joy.
Kayıp hazinenin bulunması büyük sevinç getirdi.

classification

/ˌklæs.ə.fəˈkeɪ.ʃən/

(noun) sınıflandırma, tasnif, kategorizasyon

Örnek:

The classification of species is a fundamental aspect of biology.
Türlerin sınıflandırılması biyolojinin temel bir yönüdür.

randomize

/ˈræn.də.maɪz/

(verb) rastgele hale getirmek, randomize etmek

Örnek:

The software will randomize the order of the questions for each student.
Yazılım, her öğrenci için soruların sırasını rastgele hale getirecektir.

statistic

/stəˈtɪs.tɪk/

(noun) istatistik, veri

Örnek:

The latest statistics show a rise in unemployment.
Son istatistikler işsizlikte artış olduğunu gösteriyor.

bias

/ˈbaɪ.əs/

(noun) önyargı, taraflılık, eğilim;

(verb) önyargılı hale getirmek, etkilemek

Örnek:

There was a clear bias against women in the hiring process.
İşe alım sürecinde kadınlara karşı açık bir önyargı vardı.

case study

/ˈkeɪs ˌstʌd.i/

(noun) vaka çalışması

Örnek:

The new report includes a case study of successful urban regeneration.
Yeni rapor, başarılı kentsel dönüşümün bir vaka çalışmasını içeriyor.

analytical

/ˌæn.əˈlɪt̬.ɪ.kəl/

(adjective) analitik

Örnek:

She has a very strong analytical mind.
Çok güçlü bir analitik zihni var.

procedure

/prəˈsiː.dʒɚ/

(noun) prosedür, işlem

Örnek:

Follow the correct procedure for submitting your application.
Başvurunuzu göndermek için doğru prosedürü takip edin.

analysis

/əˈnæl.ə.sɪs/

(noun) analiz, inceleme, ayrıştırma

Örnek:

The report provides a detailed analysis of the market trends.
Rapor, piyasa eğilimlerinin ayrıntılı bir analizini sunmaktadır.

methodical

/məˈθɑː.dɪ.kəl/

(adjective) metodik, yöntemli

Örnek:

She is very methodical in her approach to solving problems.
Sorunları çözme yaklaşımında çok metodiktir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren