Hukuk İçinde Ticaret Hukuku Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Hukuk' içinde 'Ticaret Hukuku' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /kəˈmɪt.mənt/
(noun) bağlılık, adanmışlık, taahhüt
Örnek:
Her commitment to her studies was admirable.
Çalışmalarına olan bağlılığı takdire şayandı.
/ˌkɑːn.saɪˈniː/
(noun) alıcı, konsinye
Örnek:
The shipping documents clearly listed the consignee as the recipient of the goods.
Sevkiyat belgeleri, malların alıcısı olarak açıkça alıcıyı belirtiyordu.
/kənˈsuː.mər ˌmɑːr.kɪt/
(noun) tüketici pazarı
Örnek:
The company is trying to expand its reach in the consumer market.
Şirket, tüketici pazarındaki erişimini genişletmeye çalışıyor.
/ˈfræn.tʃaɪz/
(noun) franchise, imtiyaz, oy hakkı;
(verb) franchise vermek, imtiyaz tanımak, oy hakkı vermek
Örnek:
The company operates several fast-food franchises.
Şirket birkaç fast-food franchise'ı işletiyor.
/pɔːrt/
(noun) liman, porto şarabı, iskele;
(verb) taşımak, desteklemek, iskele tarafına çevirmek
Örnek:
The ship arrived at the port early in the morning.
Gemi sabah erken saatlerde limana vardı.
/trænˈzæk.ʃən/
(noun) işlem, ticari anlaşma, yürütme
Örnek:
The bank processed the transaction quickly.
Banka işlemi hızlı bir şekilde gerçekleştirdi.