Konaklama Sektörü İçinde Pozisyonlar ve Kariyerler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Konaklama Sektörü' içinde 'Pozisyonlar ve Kariyerler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əˈkaʊn.t̬ənt/
(noun) muhasebeci
Örnek:
My accountant helps me with my taxes every year.
Muhasebecim her yıl vergilerimde bana yardımcı olur.
/ˈbɑːrˌten.dɚ/
(noun) barmen, bar görevlisi
Örnek:
The bartender quickly mixed a cocktail for the customer.
Barmen müşteriye hızla bir kokteyl hazırladı.
/ˈbel.bɔɪ/
(noun) bellboy, otel görevlisi
Örnek:
The bellboy helped us with our suitcases to our room.
Bellboy bavullarımızı odamıza taşımamıza yardım etti.
/ˈbel.hɑːp/
(noun) bellboy, otel görevlisi
Örnek:
The bellhop carried our bags to the room.
Bellboy çantalarımızı odaya taşıdı.
/ˈpɔːr.t̬ɚ/
(noun) hamal, kapıcı, porter (bira)
Örnek:
The porter helped us with our bags to the room.
Taşıyıcı bavullarımızı odaya taşımamıza yardım etti.
/ˈtʃeɪm.bɚ.meɪd/
(noun) oda hizmetçisi, kat görevlisi
Örnek:
The chambermaid tidied the room and replaced the towels.
Oda hizmetçisi odayı düzenledi ve havluları değiştirdi.
/kɑːn.siˈerʒ/
(noun) konsiyerj, kapıcı
Örnek:
The hotel concierge helped us book a tour.
Otel konsiyerji tur rezervasyonu yapmamıza yardımcı oldu.
/ˌhoʊ.təlˈjeɪ/
(noun) otelci, otel yöneticisi
Örnek:
The experienced hotelier knew how to run a successful establishment.
Deneyimli otelci, başarılı bir işletmeyi nasıl yöneteceğini biliyordu.
/ˈhaʊs.kiː.pɪŋ/
(noun) ev işleri, ev idaresi, yönetim
Örnek:
She takes care of all the housekeeping duties.
Tüm ev işleri görevlerini o halleder.
/ˈhaʊsˌkiː.pɚ/
(noun) kat görevlisi, ev hizmetlisi
Örnek:
The hotel employs several housekeepers to maintain cleanliness.
Otel, temizliği sağlamak için birkaç kat görevlisi istihdam etmektedir.
/mæsˈɝː/
(noun) masör
Örnek:
The athlete visited a masseur to relieve muscle tension after the game.
Sporcu, maçtan sonra kas gerginliğini gidermek için bir masöre gitti.
/rɪˈsep.ʃən.ɪst/
(noun) resepsiyonist
Örnek:
The receptionist greeted me with a warm smile.
Resepsiyonist beni sıcak bir gülümsemeyle karşıladı.