Avatar of Vocabulary Set Yatırım Terminolojisi

Finans ve Bankacılık İçinde Yatırım Terminolojisi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Finans ve Bankacılık' içinde 'Yatırım Terminolojisi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

investment

/ɪnˈvest.mənt/

(noun) yatırım, sermaye yatırımı, değerli şey

Örnek:

His investment in the stock market paid off handsomely.
Borsa yatırımı ona büyük kazanç sağladı.

stock

/stɑːk/

(noun) stok, mal, hisse;

(verb) stoklamak, bulundurmak;

(adjective) stokta, mevcut

Örnek:

The store has a large stock of electronics.
Mağazanın büyük bir elektronik stoğu var.

bond

/bɑːnd/

(noun) bağ, fular, ilişki;

(verb) bağlamak, yapıştırmak, bağ kurmak

Örnek:

The prisoner was held by a strong bond.
Mahkum güçlü bir bağ ile tutuluyordu.

mutual fund

/ˈmjuː.tʃu.əl ˌfʌnd/

(noun) yatırım fonu, ortak fon

Örnek:

She decided to invest in a mutual fund for her retirement savings.
Emeklilik birikimleri için bir yatırım fonuna yatırım yapmaya karar verdi.

ETF

/ˌiː.tiːˈef/

(abbreviation) ETF, Borsa Yatırım Fonu

Örnek:

I invested in an ETF that tracks the S&P 500.
S&P 500'ü takip eden bir ETF'ye yatırım yaptım.

index fund

/ˈɪn.deks ˌfʌnd/

(noun) endeks fonu

Örnek:

Investing in an index fund is often recommended for long-term growth.
Endeks fonuna yatırım yapmak genellikle uzun vadeli büyüme için önerilir.

hedge fund

/ˈhedʒ ˌfʌnd/

(noun) serbest yatırım fonu

Örnek:

He works for a prominent hedge fund in New York.
New York'ta önde gelen bir serbest yatırım fonu için çalışıyor.

venture capital

/ˈven.tʃər ˌkæp.ɪ.təl/

(noun) risk sermayesi

Örnek:

The startup secured a significant round of venture capital funding.
Startup, önemli bir risk sermayesi finansmanı turu sağladı.

broker

/ˈbroʊ.kɚ/

(noun) komisyoncu, aracı;

(verb) aracılık etmek, müzakere etmek

Örnek:

She works as a stock broker.
Borsa komisyoncusu olarak çalışıyor.

financial analyst

/faɪˈnæn.ʃəl ˈæn.ə.lɪst/

(noun) finansal analist

Örnek:

The financial analyst presented a detailed report on market trends.
Finansal analist, piyasa eğilimleri hakkında detaylı bir rapor sundu.

financial consultant

/faɪˈnæn.ʃəl kənˈsʌl.tənt/

(noun) finans danışmanı, mali müşavir

Örnek:

She hired a financial consultant to help plan her retirement.
Emekliliğini planlamasına yardımcı olması için bir finans danışmanı tuttu.

financial institution

/faɪˈnæn.ʃəl ɪn.stɪˈtuː.ʃən/

(noun) finansal kuruluş

Örnek:

Banks are common types of financial institutions.
Bankalar yaygın finansal kuruluş türleridir.

financial product

/faɪˈnæn.ʃəl ˈprɑː.dʌkt/

(noun) finansal ürün

Örnek:

Before investing, it's important to understand the risks associated with each financial product.
Yatırım yapmadan önce, her finansal ürünle ilişkili riskleri anlamak önemlidir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren