Avatar of Vocabulary Set Ses

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Ses Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Ses' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

shrill

/ʃrɪl/

(adjective) tiz, keskin;

(verb) tiz ses çıkarmak, çığlık atmak

Örnek:

The shrill cry of the eagle echoed through the mountains.
Kartalın tiz çığlığı dağlarda yankılandı.

muffled

/ˈmʌf.əld/

(adjective) boğuk, kısık;

(verb) sarmak, örtmek

Örnek:

Her voice was muffled by the pillow.
Sesi yastık tarafından boğuklaştırılmıştı.

dissonant

/ˈdɪs.ən.ənt/

(adjective) uyumsuz, ahenksiz, çelişkili

Örnek:

The choir produced a dissonant sound.
Koro uyumsuz bir ses çıkardı.

grating

/ˈɡreɪ.t̬ɪŋ/

(noun) ızgara, parmaklık;

(adjective) rahatsız edici, tiz

Örnek:

The old iron grating covered the storm drain.
Eski demir ızgara yağmur giderini kapatıyordu.

jarring

/ˈdʒɑːr.ɪŋ/

(adjective) rahatsız edici, çarpıcı, uyumsuz

Örnek:

The sudden loud noise was quite jarring.
Ani yüksek ses oldukça rahatsız ediciydi.

squeaky

/ˈskwiː.ki/

(adjective) gıcırtılı, tiz

Örnek:

The old door opened with a squeaky sound.
Eski kapı gıcırtılı bir sesle açıldı.

raucous

/ˈrɑː.kəs/

(adjective) gürültülü, kaba, patırtılı

Örnek:

The crowd gave a raucous cheer.
Kalabalık gürültülü bir tezahürat yaptı.

raspy

/ˈræsp.i/

(adjective) boğuk, hırıltılı

Örnek:

He spoke with a raspy voice after shouting all night.
Bütün gece bağırdıktan sonra boğuk bir sesle konuştu.

guttural

/ˈɡʌt̬.ɚ.əl/

(adjective) gırtlaktan, boğuk

Örnek:

He spoke in a deep, guttural voice.
Derin, gırtlaktan bir sesle konuştu.

jangling

/ˈdʒæŋ.ɡlɪŋ/

(verb) şangırdayan, tıkırdayan;

(noun) şangırtı, tıkırtı

Örnek:

The keys were jangling in his pocket as he walked.
Yürürken anahtarlar cebinde şangırdıyordu.

pop

/pɑːp/

(noun) patlama, çıtırtı, gazlı içecek;

(verb) patlamak, çıtırdamak, uğramak;

(adjective) pop, popüler;

(adverb) pat diye, aniden

Örnek:

The balloon burst with a loud pop.
Balon yüksek bir patlama sesiyle patladı.

chime

/tʃaɪm/

(noun) çan sesi, zil sesi, çan;

(verb) çalmak, çınlamak, zil çalmak

Örnek:

The clock struck noon with a melodious chime.
Saat öğleni melodik bir çan sesiyle çaldı.

screech

/skriːtʃ/

(noun) gıcırtı, çığlık, cıyaklama;

(verb) gıcırdamak, çığlık atmak, cıyaklamak

Örnek:

The car came to a sudden halt with a loud screech of tires.
Araba, lastiklerin yüksek bir gıcırtısıyla aniden durdu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren