Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Hobiler ve İlgi Alanları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Hobiler ve İlgi Alanları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˌæm.ə.tʃʊr drəˈmæt̬.ɪks/
(noun) amatör tiyatro
Örnek:
She has been involved in amateur dramatics for over twenty years.
Yirmi yılı aşkın süredir amatör tiyatro ile uğraşıyor.
/ˈæŋ.ɡlɚ/
(noun) balıkçı, olta balıkçısı
Örnek:
The angler patiently waited for a bite.
Balıkçı sabırla bir ısırık bekledi.
/ˈbɝː.dɚ/
(noun) kuş gözlemcisi
Örnek:
The experienced birder spotted a rare owl in the dense forest.
Deneyimli kuş gözlemcisi, yoğun ormanda nadir bir baykuş tespit etti.
/ˈkɑːz.pleɪ/
(noun) cosplay;
(verb) cosplay yapmak
Örnek:
She spent months preparing her elaborate cosplay for the convention.
Kongre için özenli cosplay'ini hazırlamak için aylar harcadı.
/ˈfiːld.kræft/
(noun) arazi becerisi, saha bilgisi
Örnek:
The soldiers demonstrated excellent fieldcraft during the training exercise.
Askerler eğitim tatbikatı sırasında mükemmel arazi becerisi sergilediler.
/ˈbrɪk.ə.lɑːʒ/
(noun) brikolaj, çeşitli malzemelerden yapılmış şey
Örnek:
The artist's latest work is a fascinating bricolage of found objects.
Sanatçının son eseri, bulunan nesnelerin büyüleyici bir brikolajıdır.
/ɪnˈɡreɪ.vɪŋ/
(noun) gravür, oyma, oymacılık
Örnek:
The museum displayed a rare engraving from the 18th century.
Müze, 18. yüzyıldan kalma nadir bir gravür sergiledi.
/hɔːrˈɑː.lə.dʒi/
(noun) saatçilik, zaman bilimi
Örnek:
He dedicated his life to the intricate field of horology.
Hayatını saatçilik gibi karmaşık bir alana adadı.
/ˈtoʊ.pi.er/
(noun) ağaç budama sanatı, topiary, şekilli bitki
Örnek:
The garden featured elaborate topiary designs.
Bahçede özenli ağaç budama sanatı tasarımları vardı.
/ˈræm.blɪŋ/
(adjective) gezinen, dolaşan, düzensiz
Örnek:
We went for a long rambling walk in the countryside.
Kırsalda uzun bir gezintiye çıktık.
/ɪmˈbrɔɪ.dɚ.i/
(noun) nakış, işleme, işlemeli parça
Örnek:
She spent hours on the delicate embroidery of the tablecloth.
Masa örtüsünün narin nakışına saatler harcadı.
/rɪˈkɝː.əns/
(noun) tekrarlanma, nüks
Örnek:
The doctor is trying to prevent a recurrence of the illness.
Doktor hastalığın tekrarlamasını önlemeye çalışıyor.
/ˌreɡ.jəˈler.ə.t̬i/
(noun) düzenlilik, süreklilik, tekdüzelik
Örnek:
The regularity of his visits was comforting.
Ziyaretlerinin düzenliliği rahatlatıcıydı.
/ˈroʊ.t̬ə/
(noun) görev çizelgesi, nöbet listesi
Örnek:
The office cleaning rota is posted on the wall.
Ofis temizlik çizelgesi duvara asıldı.
/ˈredʒ.ə.mən/
(noun) rejim, tedavi, diyet
Örnek:
The doctor prescribed a strict regimen of diet and exercise.
Doktor, sıkı bir diyet ve egzersiz rejimi reçete etti.