Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Yiyecek ve İçecek Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Yiyecek ve İçecek' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈhoʊlfuːd/
(noun) tam gıda, doğal gıda
Örnek:
Eating wholefoods is essential for a healthy diet.
Tam gıdalar yemek sağlıklı bir diyet için çok önemlidir.
/ˌæn.t̬iˈpɑː.stoʊ/
(noun) antipasto, meze
Örnek:
We started our dinner with a delicious antipasto platter.
Yemeğimize lezzetli bir antipasto tabağıyla başladık.
/ɪˈlev.ən.zɪz/
(noun) kuşluk yemeği, sabah çayı
Örnek:
Let's stop for elevenses before we continue our hike.
Yürüyüşümüze devam etmeden önce kuşluk yemeği için duralım.
/ˈkɑː.mi/
(noun) komi, yardımcı, genç memur
Örnek:
The young commis diligently filed the documents.
Genç komi belgeleri özenle dosyaladı.
/koʊnˈfiː/
(noun) konfi
Örnek:
The restaurant is famous for its duck confit.
Restoran ördek konfisiyle ünlüdür.
/bɪndʒ/
(noun) alem, çılgınlık;
(verb) aşırı tüketmek, arka arkaya izlemek
Örnek:
He went on a drinking binge last night.
Dün gece bir içki alemine çıktı.
/kliːn ˈiːtɪŋ/
(noun) temiz beslenme, sağlıklı beslenme
Örnek:
She adopted clean eating to improve her overall health and energy levels.
Genel sağlığını ve enerji seviyelerini iyileştirmek için temiz beslenmeyi benimsedi.
/ˈtʃʌt.ni/
(noun) çatni
Örnek:
She served the curry with a side of mango chutney.
Köriyi mango çatni ile servis etti.
/ˈɡʊr.meɪ/
(noun) gurme, yemek uzmanı;
(adjective) gurme, özel
Örnek:
He considers himself a true gourmet, always seeking out the finest ingredients.
Kendini gerçek bir gurme olarak görüyor, her zaman en iyi malzemeleri arıyor.
/ˈbʌt̬.ɚ.i/
(adjective) tereyağlı, tereyağı gibi, yumuşak
Örnek:
The croissant had a rich, buttery flavor.
Kruvasanın zengin, tereyağlı bir tadı vardı.
/ˈbrɔɪ.lɪŋ/
(adjective) kavurucu, çok sıcak;
(verb) ızgara yapmak, kızartmak
Örnek:
It was a broiling hot day, perfect for the beach.
Kavurucu sıcak bir gündü, plaj için mükemmeldi.
/ˈkʌl.ə.ner.i/
(adjective) mutfak, yemek
Örnek:
She has a passion for culinary arts.
Mutfak sanatlarına tutkusu var.