Avatar of Vocabulary Set Meydan okumak

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Meydan okumak Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Meydan okumak' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

grueling

/ˈɡruː.ə.lɪŋ/

(adjective) yorucu, zahmetli, çetin

Örnek:

The marathon was a grueling test of endurance.
Maraton, yorucu bir dayanıklılık testiydi.

daunting

/ˈdɑːn.t̬ɪŋ/

(adjective) göz korkutucu, ürkütücü

Örnek:

The task of writing a whole novel is daunting.
Bütün bir roman yazma görevi göz korkutucu.

Sisyphean

/ˌsɪs.ɪˈfiː.ən/

(adjective) Sisifosvari, bitmek bilmeyen, nafile

Örnek:

The bureaucratic process felt like a Sisyphean task, with no end in sight.
Bürokratik süreç Sisifosvari bir görev gibiydi, sonu görünmüyordu.

Herculean

/ˌhɝː.kjuˈliː.ən/

(adjective) Herkülvari, muazzam, büyük

Örnek:

Moving that piano was a Herculean task.
O piyanoyu taşımak Herkülvari bir görevdi.

draining

/ˈdreɪ.nɪŋ/

(adjective) yorucu, tüketici;

(noun) drenaj, boşaltma

Örnek:

The long meeting was incredibly draining.
Uzun toplantı inanılmaz derecede yorucuydu.

thorny

/ˈθɔːr.ni/

(adjective) dikenli, dikenli çalı, çetrefilli

Örnek:

The rose bush had many thorny stems.
Gül çalısının birçok dikenli sapı vardı.

painstaking

/ˈpeɪnzˌteɪ.kɪŋ/

(adjective) titiz, özenli, zahmetli

Örnek:

The artist made a painstaking effort to capture every detail.
Sanatçı her detayı yakalamak için titiz bir çaba gösterdi.

onerous

/ˈɑː.nɚ.əs/

(adjective) külfetli, zahmetli, ağır

Örnek:

The new regulations impose onerous burdens on small businesses.
Yeni düzenlemeler küçük işletmelere külfetli yükler getiriyor.

exacting

/ɪɡˈzæk.tɪŋ/

(adjective) zahmetli, titiz, talepkar

Örnek:

The work was physically exacting.
İş fiziksel olarak zahmetliydi.

hard-won

/ˈhɑːrdˌwʌn/

(adjective) zorlu kazanılmış, emekle elde edilmiş

Örnek:

It was a hard-won victory for the team.
Takım için zorlu kazanılmış bir zaferdi.

wearisome

/ˈwɪr.i.səm/

(adjective) yorucu, sıkıcı, usandırıcı

Örnek:

The long, repetitive task was quite wearisome.
Uzun, tekrarlayan görev oldukça yorucuydu.

uphill

/ˌʌpˈhɪl/

(adverb) yokuş yukarı, yukarı doğru;

(adjective) yokuş yukarı, yukarı doğru, zorlu

Örnek:

The road goes steeply uphill.
Yol dik bir şekilde yokuş yukarı gidiyor.

grin and bear it

/ɡrɪn ænd ber ɪt/

(idiom) katlanmak, dişini sıkmak

Örnek:

I don't like my new job, but I have to grin and bear it for now.
Yeni işimi sevmiyorum ama şimdilik katlanmak zorundayım.

surmount

/sɚˈmaʊnt/

(verb) aşmak, üstesinden gelmek, üzerinde olmak

Örnek:

They managed to surmount all the obstacles in their path.
Yollarındaki tüm engelleri aşmayı başardılar.

brave

/breɪv/

(adjective) cesur, yürekli;

(verb) meydan okumak, göğüs germek

Örnek:

The brave firefighter rescued the child from the burning building.
Cesur itfaiyeci çocuğu yanan binadan kurtardı.

outsmart

/ˌaʊtˈsmɑːrt/

(verb) alt etmek, zekasıyla yenmek

Örnek:

The detective managed to outsmart the criminal.
Dedektif, suçluyu alt etmeyi başardı.

strive

/straɪv/

(verb) çabalamak, uğraşmak, mücadele etmek

Örnek:

We must strive to achieve excellence in all our endeavors.
Tüm çabalarımızda mükemmelliğe ulaşmak için çabalamalıyız.

contend

/kənˈtend/

(verb) mücadele etmek, uğraşmak, iddia etmek

Örnek:

She had to contend with a serious illness.
Ciddi bir hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren