Avatar of Vocabulary Set Profesyonel meslek

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Profesyonel meslek Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Profesyonel meslek' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

executive

/ɪɡˈzek.jə.t̬ɪv/

(noun) yönetici, idareci;

(adjective) yürütme, idari

Örnek:

The company's chief executive announced a new strategy.
Şirketin baş yöneticisi yeni bir strateji duyurdu.

administrator

/ədˈmɪn.ə.streɪ.t̬ɚ/

(noun) yönetici, idareci, miras yöneticisi

Örnek:

The university administrator handled all student affairs.
Üniversite yöneticisi tüm öğrenci işlerini halletti.

consultant

/kənˈsʌl.tənt/

(noun) danışman, konsültan

Örnek:

The company hired a marketing consultant to improve their sales strategy.
Şirket, satış stratejilerini geliştirmek için bir pazarlama danışmanı tuttu.

marketer

/ˈmɑːr.kə.t̬ɚ/

(noun) pazarlamacı, pazarlama uzmanı

Örnek:

The company hired a new marketer to boost their online presence.
Şirket, çevrimiçi varlığını artırmak için yeni bir pazarlamacı işe aldı.

analyst

/ˈæn.ə.lɪst/

(noun) analist

Örnek:

The financial analyst predicted a market downturn.
Finans analisti piyasada bir düşüş öngördü.

recruiter

/rɪˈkruː.tɚ/

(noun) işe alım uzmanı, asker toplayan

Örnek:

The recruiter contacted me about a job opening.
İşe alım uzmanı bir iş ilanı hakkında benimle iletişime geçti.

software engineer

/ˈsɑːft.wer ˌen.dʒɪˈnɪr/

(noun) yazılım mühendisi

Örnek:

She works as a software engineer for a major tech company.
Büyük bir teknoloji şirketinde yazılım mühendisi olarak çalışıyor.

programmer

/ˈproʊ.ɡræm.ɚ/

(noun) programcı, yazılımcı

Örnek:

The new programmer quickly adapted to the team's workflow.
Yeni programcı, ekibin iş akışına hızla uyum sağladı.

banker

/ˈbæŋ.kɚ/

(noun) bankacı

Örnek:

My father is a retired banker.
Babam emekli bir bankacı.

architect

/ˈɑːr.kə.tekt/

(noun) mimar, kurucu, tasarımcı

Örnek:

The architect presented the blueprints for the new library.
Mimar, yeni kütüphanenin planlarını sundu.

social worker

/ˈsoʊ.ʃəl ˌwɝː.kɚ/

(noun) sosyal hizmet uzmanı, sosyal çalışmacı

Örnek:

The social worker visited the family to check on the children's welfare.
Sosyal hizmet uzmanı, çocukların refahını kontrol etmek için aileyi ziyaret etti.

insurance agent

/ɪnˈʃʊr.əns ˌeɪ.dʒənt/

(noun) sigorta acentesi, sigorta temsilcisi

Örnek:

I spoke to my insurance agent about getting a new car policy.
Yeni bir araç sigortası poliçesi almak için sigorta acentemle konuştum.

surgeon

/ˈsɝː.dʒən/

(noun) cerrah

Örnek:

The surgeon performed a complex operation.
Cerrah karmaşık bir ameliyat gerçekleştirdi.

graphic designer

/ˈɡræf.ɪk dɪˈzaɪ.nər/

(noun) grafik tasarımcı

Örnek:

The company hired a new graphic designer to create their branding.
Şirket, markalaşmasını oluşturmak için yeni bir grafik tasarımcı işe aldı.

veterinarian

/ˌvet.ər.ɪˈner.i.ən/

(noun) veteriner

Örnek:

We took our dog to the veterinarian for his annual check-up.
Köpeğimizi yıllık kontrolü için veterinere götürdük.

surveyor

/sɚˈveɪ.ɚ/

(noun) haritacı, kadastrocu, eksper

Örnek:

The surveyor marked the property boundaries.
Haritacı mülk sınırlarını işaretledi.

diplomat

/ˈdɪp.lə.mæt/

(noun) diplomat, ince ruhlu kişi

Örnek:

The diplomat presented his credentials to the foreign minister.
Diplomat, güven mektubunu dışişleri bakanına sundu.

optometrist

/ɑːpˈtɑː.mə.trɪst/

(noun) optometrist

Örnek:

I need to see an optometrist for my annual eye exam.
Yıllık göz muayenem için bir optometriste görünmem gerekiyor.

statistician

/ˌstæt̬.ɪˈstɪʃ.ən/

(noun) istatistikçi

Örnek:

The government hired a statistician to analyze the census data.
Hükümet, nüfus sayımı verilerini analiz etmek için bir istatistikçi tuttu.

physiotherapist

/ˌfɪz.i.oʊˈθer.ə.pɪst/

(noun) fizyoterapist

Örnek:

The physiotherapist helped me recover from my knee injury.
Fizyoterapist diz sakatlığımdan kurtulmama yardımcı oldu.

entrepreneur

/ˌɑːn.trə.prəˈnɝː/

(noun) girişimci

Örnek:

The young entrepreneur launched her startup with innovative ideas.
Genç girişimci, yenilikçi fikirlerle startup'ını başlattı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren