Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde İlişki türü Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'İlişki türü' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈoʊ.pən ˈmer.ɪdʒ/
(noun) açık evlilik
Örnek:
They decided to have an open marriage to explore their individual needs.
Bireysel ihtiyaçlarını keşfetmek için açık evlilik yapmaya karar verdiler.
/ˈkæʒ.uː.əl/
(adjective) rahat, umursamaz, günlük
Örnek:
He adopted a casual attitude towards his studies.
Çalışmalarına karşı rahat bir tavır sergiledi.
/məˈnɑː.ɡə.mi/
(noun) tek eşlilik, cinsel tek eşlilik
Örnek:
Many cultures practice monogamy as the standard form of marriage.
Birçok kültür, evliliğin standart biçimi olarak tek eşliliği uygulamaktadır.
/məˈnɑː.ɡə.mɪst/
(noun) monogamist, tek eşli kimse
Örnek:
He has always been a strict monogamist, believing in lifelong commitment to one partner.
O, tek bir eşe ömür boyu bağlılığa inanan, her zaman katı bir monogamist olmuştur.
/ˈbɪɡ.ə.mi/
(noun) iki eşlilik, bigami
Örnek:
He was charged with bigamy after it was discovered he had two wives.
İki karısı olduğu ortaya çıkınca iki eşlilikle suçlandı.
/ˈbɪɡ.ə.mɪst/
(noun) bigamist, çift evlilik yapan kimse
Örnek:
He was arrested after it was discovered he was a bigamist with two separate families.
İki ayrı ailesi olan bir bigamist olduğu ortaya çıkınca tutuklandı.
/pəˈlɪɡ.ə.mi/
(noun) poligami, çok eşlilik
Örnek:
In some cultures, polygamy is a socially accepted practice.
Bazı kültürlerde poligami toplumsal olarak kabul edilen bir uygulamadır.
/pləˈtɑː.nɪk/
(adjective) platonik, Platonik
Örnek:
They have a purely platonic friendship.
Tamamen platonik bir arkadaşlıkları var.
/pəˈlɪɡ.ə.mɪst/
(noun) poligamist, çok eşli
Örnek:
The documentary followed the life of a polygamist and his three wives.
Belgesel, bir poligamist ve üç karısının hayatını konu alıyordu.
/ˌpɑː.liˈæm.ɚ.i/
(noun) poliamori, çok aşklılık
Örnek:
They decided to explore polyamory after years of being in a monogamous relationship.
Yıllarca süren monogam bir ilişkiden sonra poliamoriyi keşfetmeye karar verdiler.
/ˌriːˈbaʊnd/
(verb) sekerek geri gelmek, geri sıçramak, toparlanmak;
(noun) toparlanma, iyileşme, seken top
Örnek:
The ball rebounded off the wall.
Top duvardan sekerek geri geldi.
/ˌpɑː.liˈæn.dri/
(noun) poliandri, çok kocalılık
Örnek:
In some historical cultures, polyandry was practiced to keep family land intact.
Bazı tarihi kültürlerde, aile topraklarını bütün tutmak için poliandri uygulanırdı.
/pəˈlɪdʒ.ɪ.ni/
(noun) polijini, çok karılılık
Örnek:
In some cultures, polygyny is a socially accepted form of marriage.
Bazı kültürlerde polijini, sosyal olarak kabul edilen bir evlilik biçimidir.