Avatar of Vocabulary Set Ev

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Ev Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Ev' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

duplex

/ˈduː.pleks/

(noun) dubleks, iki daireli ev, çift yönlü;

(adjective) dubleks, çift

Örnek:

They bought a duplex with the intention of renting out one of the units.
Birimlerden birini kiralamak amacıyla bir dubleks satın aldılar.

dwelling

/ˈdwel.ɪŋ/

(noun) mesken, konut, ev

Örnek:

The ancient cave was once a human dwelling.
Antik mağara bir zamanlar bir insan meskeniydi.

villa

/ˈvɪl.ə/

(noun) villa, köşk

Örnek:

They rented a beautiful villa for their summer vacation in Tuscany.
Toskana'daki yaz tatilleri için güzel bir villa kiraladılar.

attic

/ˈæt̬.ɪk/

(noun) çatı katı, tavan arası

Örnek:

We store old furniture in the attic.
Eski mobilyaları çatı katında saklıyoruz.

accommodation

/əˌkɑː.məˈdeɪ.ʃən/

(noun) konaklama, barınma, yerleşim

Örnek:

The hotel offers comfortable accommodation for guests.
Otel, misafirler için konforlu konaklama imkanı sunmaktadır.

loft

/lɑːft/

(noun) çatı katı, tavan arası, loft;

(verb) havaya kaldırmak, yüksek atmak

Örnek:

We store old furniture in the loft.
Eski mobilyaları çatı katında saklıyoruz.

mudroom

/ˈmʌd.ruːm/

(noun) giriş odası, çamurluk

Örnek:

Please leave your boots in the mudroom so you don't track dirt into the house.
Eve çamur taşımamak için lütfen botlarını giriş odasında bırak.

panic room

/ˈpæn.ɪk ˌruːm/

(noun) panik odası, güvenli oda

Örnek:

The wealthy businessman had a hidden panic room in his mansion.
Zengin iş adamının malikanesinde gizli bir panik odası vardı.

utility room

/juːˈtɪl.ɪ.ti ˌruːm/

(noun) çamaşır odası, yardımcı oda

Örnek:

The new house has a spacious utility room next to the kitchen.
Yeni evde mutfağın yanında geniş bir çamaşır odası var.

lease

/liːs/

(noun) kira sözleşmesi, kiralama;

(verb) kiralamak, kiralık vermek

Örnek:

We signed a three-year lease for the apartment.
Apartman için üç yıllık bir kira sözleşmesi imzaladık.

lounge

/laʊndʒ/

(noun) salon, bekleme salonu, oturma odası;

(verb) tembellik etmek, yayılmak

Örnek:

We waited for our flight in the airport lounge.
Uçuşumuzu havaalanı bekleme salonunda bekledik.

mortgage

/ˈmɔːr.ɡɪdʒ/

(noun) ipotek, konut kredisi;

(verb) ipotek etmek

Örnek:

They took out a mortgage to buy their new house.
Yeni evlerini almak için ipotek çektiler.

inhabit

/ɪnˈhæb.ɪt/

(verb) yaşamak, iskân etmek

Örnek:

Many different species inhabit the rainforest.
Birçok farklı tür yağmur ormanlarında yaşar.

dwell

/dwel/

(verb) yaşamak, ikamet etmek

Örnek:

They dwell in a small cottage by the river.
Nehir kenarındaki küçük bir kulübede yaşıyorlar.

sublet

/ˌsʌbˈlet/

(verb) alt kiraya vermek;

(noun) alt kiralama, alt kiralık yer

Örnek:

I'm planning to sublet my apartment while I'm traveling this summer.
Bu yaz seyahat ederken dairemi alt kiraya vermeyi planlıyorum.

evict

/ɪˈvɪkt/

(verb) tahliye etmek, çıkarmak

Örnek:

The landlord threatened to evict them for not paying rent.
Ev sahibi, kira ödemedikleri için onları tahliye etmekle tehdit etti.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren