Avatar of Vocabulary Set Etik özellikler

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Etik özellikler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Etik özellikler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

kind

/kaɪnd/

(noun) tür, çeşit;

(adjective) nazik, iyi, şefkatli

Örnek:

What kind of music do you like?
Ne tür müzik seversin?

considerate

/kənˈsɪd.ɚ.ət/

(adjective) düşünceli, saygılı, nazik

Örnek:

It was very considerate of you to offer me a ride.
Bana araç teklif etmen çok düşünceliydi.

responsible

/rɪˈspɑːn.sə.bəl/

(adjective) sorumlu, neden olan, güvenilir

Örnek:

You are responsible for your own actions.
Kendi eylemlerinizden siz sorumlusunuz.

honest

/ˈɑː.nɪst/

(adjective) dürüst, samimi, adil

Örnek:

He gave an honest answer to the question.
Soruya dürüst bir cevap verdi.

patient

/ˈpeɪ.ʃənt/

(adjective) sabırlı;

(noun) hasta

Örnek:

You need to be more patient with your younger siblings.
Küçük kardeşlerine karşı daha sabırlı olmalısın.

tolerant

/ˈtɑː.lɚ.ənt/

(adjective) hoşgörülü, müsamahalı, dayanıklı

Örnek:

She is very tolerant of different cultures.
Farklı kültürlere karşı çok hoşgörülü.

forgiving

/fɚˈɡɪv.ɪŋ/

(adjective) affedici, hoşgörülü

Örnek:

She has a very kind and forgiving nature.
Çok nazik ve affedici bir doğası var.

loyal

/ˈlɔɪ.əl/

(adjective) sadık, vefalı

Örnek:

He is a loyal friend who always stands by me.
O, her zaman yanımda olan sadık bir arkadaş.

respectful

/rɪˈspekt.fəl/

(adjective) saygılı, hürmetkar

Örnek:

He was always respectful of his elders.
Her zaman büyüklerine karşı saygılıydı.

caring

/ˈker.ɪŋ/

(adjective) şefkatli, ilgili;

(noun) bakım, ilgi

Örnek:

She is a very caring person who always helps those in need.
İhtiyaç sahiplerine her zaman yardım eden çok şefkatli bir insandır.

generous

/ˈdʒen.ər.əs/

(adjective) cömert, eli açık, bol

Örnek:

She is always generous with her time and help.
Zamanı ve yardımı konusunda her zaman cömerttir.

dishonest

/dɪˈsɑː.nɪst/

(adjective) dürüst olmayan, sahtekar

Örnek:

He was fired for his dishonest practices.
Dürüst olmayan uygulamaları yüzünden kovuldu.

manipulative

/məˈnɪp.jə.lə.t̬ɪv/

(adjective) manipülatif

Örnek:

She felt he was being very manipulative, trying to get her to do what he wanted.
Onun çok manipülatif olduğunu, istediğini yaptırmaya çalıştığını hissetti.

unreliable

/ˌʌn.rɪˈlaɪə.bəl/

(adjective) güvenilmez, dayanıksız

Örnek:

The old car was very unreliable, often breaking down.
Eski araba çok güvenilmezdi, sık sık bozuluyordu.

disloyal

/ˌdɪsˈlɔɪ.əl/

(adjective) sadakatsiz, vefasız

Örnek:

He was accused of being disloyal to the government.
Hükümete karşı sadakatsiz olmakla suçlandı.

greedy

/ˈɡriː.di/

(adjective) açgözlü, hırslı, obur

Örnek:

The greedy businessman hoarded all the profits for himself.
Açgözlü iş adamı tüm kârı kendine sakladı.

irresponsible

/ˌɪr.əˈspɑːn.sə.bəl/

(adjective) sorumsuz

Örnek:

It was irresponsible of him to leave the children unsupervised.
Çocukları denetimsiz bırakması sorumsuzluktu.

selfish

/ˈsel.fɪʃ/

(adjective) bencil

Örnek:

It was selfish of him to take the last slice of cake.
Son dilim pastayı alması bencilceydi.

disrespectful

/ˌdɪs.rɪˈspekt.fəl/

(adjective) saygısız, hürmetsiz

Örnek:

His comments were highly disrespectful to the elderly.
Yorumları yaşlılara karşı oldukça saygısızdı.

unkind

/ʌnˈkaɪnd/

(adjective) nezaketsiz, kırıcı

Örnek:

It was very unkind of you to make fun of her.
Onunla dalga geçmen çok nezaketsizce bir davranıştı.

unforgiving

/ˌʌn.fɚˈɡɪv.ɪŋ/

(adjective) affetmeyen, katı, acımasız

Örnek:

He has an unforgiving nature and never forgets a slight.
Affetmeyen bir yapısı var ve kendisine yapılan saygısızlığı asla unutmaz.

impatient

/ɪmˈpeɪ.ʃənt/

(adjective) sabırsız, hevesli

Örnek:

He gets impatient when he has to wait too long.
Çok uzun süre beklemek zorunda kaldığında sabırsızlanır.

intolerant

/ɪnˈtɑː.lɚ.ənt/

(adjective) hoşgörüsüz, tahammülsüz, intoleranslı

Örnek:

He was very intolerant of any criticism.
Her türlü eleştiriye karşı çok hoşgörüsüzdü.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren