Avatar of Vocabulary Set Yeme ve İçme

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Yeme ve İçme Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Yeme ve İçme' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

eat

/iːt/

(verb) yemek, tüketmek, yemek yemek

Örnek:

I like to eat breakfast early.
Erken kahvaltı yapmayı severim.

digest

/daɪˈdʒest/

(verb) sindirmek, anlamak;

(noun) özet, derleme

Örnek:

It takes time for the body to digest food properly.
Vücudun yiyecekleri düzgün bir şekilde sindirmesi zaman alır.

suck

/sʌk/

(verb) emmek, içmek, berbat olmak;

(noun) emme, nefes

Örnek:

The baby began to suck its thumb.
Bebek başparmağını emmeye başladı.

lick

/lɪk/

(verb) yalamak, yenmek, mağlup etmek;

(noun) yalamak, gram, zerre

Örnek:

The dog licked its paw.
Köpek patisini yaladı.

swallow

/ˈswɑː.loʊ/

(verb) yutmak, yutkunmak, kabullenmek;

(noun) kırlangıç, yutkunma, yutma

Örnek:

He took a large gulp and swallowed the bitter medicine.
Büyük bir yudum aldı ve acı ilacı yuttu.

chew

/tʃuː/

(verb) çiğnemek, kemirmek;

(noun) çiğneme, ısırık

Örnek:

Remember to chew your food slowly.
Yemeğinizi yavaşça çiğnemeyi unutmayın.

dine

/daɪn/

(verb) yemek yemek, akşam yemeği yemek

Örnek:

We decided to dine at a fancy restaurant.
Şık bir restoranda yemek yemeye karar verdik.

drink

/drɪŋk/

(noun) içecek, yudum, içki;

(verb) içmek, alkol almak, içki içmek

Örnek:

Would you like a drink?
Bir içecek ister misiniz?

eat out

/iːt aʊt/

(phrasal verb) dışarıda yemek yemek, restoranda yemek yemek

Örnek:

Let's eat out tonight, I don't feel like cooking.
Bu akşam dışarıda yemek yiyelim, yemek yapmak istemiyorum.

sip

/sɪp/

(verb) yudumlamak, içmek;

(noun) yudum, küçük yudum

Örnek:

She slowly sipped her tea.
Çayını yavaşça yudumladı.

lunch

/lʌntʃ/

(noun) öğle yemeği;

(verb) öğle yemeği yemek

Örnek:

Let's meet for lunch tomorrow.
Yarın öğle yemeği için buluşalım.

breakfast

/ˈbrek.fəst/

(noun) kahvaltı;

(verb) kahvaltı yapmak

Örnek:

I usually have toast and coffee for breakfast.
Genellikle kahvaltıda tost ve kahve yerim.

brunch

/brʌntʃ/

(noun) brunch;

(verb) brunch yapmak

Örnek:

Let's meet for brunch this Sunday.
Bu pazar brunch için buluşalım.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren