Avatar of Vocabulary Set Yorum Zarfı

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Yorum Zarfı Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Yorum Zarfı' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

honestly

/ˈɑː.nɪst.li/

(adverb) dürüstçe, samimiyetle, dürüst olmak gerekirse

Örnek:

She answered all the questions honestly.
Tüm soruları dürüstçe yanıtladı.

unluckily

/ʌnˈlʌk.əl.i/

(adverb) maalesef, şanssızlık eseri

Örnek:

Unluckily, the rain started just as we arrived at the beach.
Maalesef, biz plaja vardığımızda yağmur başladı.

surprisingly

/sɚˈpraɪ.zɪŋ.li/

(adverb) şaşırtıcı bir şekilde, beklenmedik bir şekilde

Örnek:

Surprisingly, the quiet student won the debate competition.
Şaşırtıcı bir şekilde, sessiz öğrenci münazara yarışmasını kazandı.

shockingly

/ˈʃɑː.kɪŋ.li/

(adverb) şok edici bir şekilde, hayret verici derecede

Örnek:

The conditions in the prison were shockingly bad.
Hapishanedeki koşullar şok edici derecede kötüydü.

naturally

/ˈnætʃ.ɚ.əl.i/

(adverb) doğal olarak, kendiliğinden, elbette

Örnek:

The river flows naturally to the sea.
Nehir doğal olarak denize akar.

hopefully

/ˈhoʊp.fəl.i/

(adverb) umutla, umutlu bir şekilde, umarım

Örnek:

She looked at him hopefully, waiting for a positive answer.
Ona umutla baktı, olumlu bir cevap bekliyordu.

basically

/ˈbeɪ.sɪ.kəl.i/

(adverb) temelde, esas olarak, kısacası

Örnek:

Basically, we need to cut costs.
Temelde, maliyetleri düşürmemiz gerekiyor.

effectively

/əˈfek.tɪv.li/

(adverb) etkili bir şekilde, verimli bir şekilde, fiilen

Örnek:

She managed to complete the task effectively and on time.
Görevi etkili bir şekilde ve zamanında tamamlamayı başardı.

fortunately

/ˈfɔːr.tʃən.ət.li/

(adverb) neyse ki, şans eseri

Örnek:

Fortunately, no one was seriously injured in the accident.
Neyse ki, kazada kimse ciddi şekilde yaralanmadı.

unfortunately

/ʌnˈfɔːr.tʃən.ət.li/

(adverb) maalesef, ne yazık ki

Örnek:

Unfortunately, we ran out of time.
Maalesef, zamanımız tükendi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren