Avatar of Vocabulary Set Olumlu duygusal tepki

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Olumlu duygusal tepki Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Olumlu duygusal tepki' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

gripping

/ˈɡrɪp.ɪŋ/

(adjective) sürükleyici, etkileyici, heyecan verici

Örnek:

The novel was so gripping that I couldn't put it down.
Roman o kadar sürükleyiciydi ki elimden bırakamadım.

rapturous

/ˈræp.tʃɚ.əs/

(adjective) coşkulu, vecde gelmiş, kendinden geçmiş

Örnek:

The audience gave the performers a rapturous ovation.
Seyirci sanatçılara coşkulu bir alkış verdi.

mesmerizing

/ˈmez.mə.raɪ.zɪŋ/

(adjective) büyüleyici, hipnotize edici, cezbedici

Örnek:

The dancer's performance was absolutely mesmerizing.
Dansçının performansı kesinlikle büyüleyiciydi.

exhilarating

/ɪɡˈzɪl.ə.reɪ.t̬ɪŋ/

(adjective) heyecan verici, canlandırıcı, neşelendirici

Örnek:

The roller coaster ride was an exhilarating experience.
Hız treni yolculuğu heyecan verici bir deneyimdi.

spellbinding

/ˈspelˌbaɪn.dɪŋ/

(adjective) büyüleyici, etkileyici, sürükleyici

Örnek:

The magician's performance was absolutely spellbinding.
Sihirbazın performansı kesinlikle büyüleyiciydi.

riveting

/ˈrɪv.ɪ.t̬ɪŋ/

(adjective) sürükleyici, büyüleyici, etkileyici

Örnek:

The documentary was absolutely riveting from start to finish.
Belgesel baştan sona kesinlikle sürükleyiciydi.

enthralling

/ɪnˈθrɑː.lɪŋ/

(adjective) büyüleyici, sürükleyici, etkileyici

Örnek:

The magician's performance was absolutely enthralling.
Sihirbazın performansı kesinlikle büyüleyiciydi.

enchanting

/ɪnˈtʃæn.t̬ɪŋ/

(adjective) büyüleyici, çekici, cazibeli

Örnek:

The forest was filled with enchanting sounds of birds.
Orman, kuşların büyüleyici sesleriyle doluydu.

invigorating

/ɪnˈvɪɡ.ɚ.eɪ.t̬ɪŋ/

(adjective) canlandırıcı, güçlendirici, enerji verici

Örnek:

The cool mountain air was incredibly invigorating.
Serin dağ havası inanılmaz derecede canlandırıcıydı.

exhilarated

/ɪɡˈzɪl.ə.reɪ.t̬ɪd/

(adjective) coşkulu, neşeli, canlanmış

Örnek:

She felt exhilarated after finishing the marathon.
Maratonu bitirdikten sonra coşkuluydu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren