Avatar of Vocabulary Set Beden Dili ve Jestler

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Beden Dili ve Jestler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Beden Dili ve Jestler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

guffaw

/ɡʌfˈɑː/

(noun) kahkaha, gürültülü gülüş;

(verb) kahkaha atmak, gürültülü gülmek

Örnek:

His joke was met with a chorus of guffaws from the audience.
Şakası seyirciden bir koro kahkaha ile karşılandı.

wring your hands

/rɪŋ jɔːr hændz/

(idiom) ellerini ovuşturmak, eli ayağı birbirine dolaşmak

Örnek:

She could only stand there and wring her hands in despair.
Sadece orada durup çaresizlik içinde ellerini ovuşturabildi.

pout

/paʊt/

(verb) dudak bükmek, somurtmak, dolgun olmak;

(noun) dudak bükme, somurtma

Örnek:

The child began to pout when he didn't get his way.
Çocuk istediğini alamayınca dudak bükmeye başladı.

cross your legs

/krɔːs jʊr leɡz/

(idiom) bacak bacak üstüne atmak

Örnek:

She sat down and elegantly crossed her legs.
Oturdu ve zarifçe bacak bacak üstüne attı.

facepalm

/ˈfeɪs.pɑːm/

(verb) facepalm, yüzünü avuçlarının arasına almak;

(noun) facepalm, yüzünü avuçlarının arasına alma

Örnek:

After hearing the ridiculous excuse, he couldn't help but facepalm.
Saçma bahaneyi duyduktan sonra yüzünü avuçlarının arasına almaktan kendini alamadı.

fidget

/ˈfɪdʒ.ɪt/

(verb) kıpırdanmak, yerinde duramamak;

(noun) kıpırdanma, yerinde duramama

Örnek:

He tends to fidget when he's nervous.
Gergin olduğunda kıpırdanma eğilimindedir.

writhe

/raɪð/

(verb) kıvranmak, burulmak

Örnek:

He continued to writhe in pain on the floor.
Yerde acıyla kıvranmaya devam etti.

wince

/wɪns/

(verb) irkilmek, yüzünü buruşturmak;

(noun) irkilme, yüz buruşturma

Örnek:

He winced as the doctor touched his injured arm.
Doktor yaralı koluna dokunduğunda irkildi.

squirm

/skwɝːm/

(verb) kıpırdanmak, kıvranmak, yerinde duramamak

Örnek:

The child began to squirm in his seat during the long lecture.
Çocuk uzun ders sırasında koltuğunda kıpırdanmaya başladı.

flutter your eyelashes

/ˈflʌt̬.ɚ jʊər ˈaɪ.læʃ.ɪz/

(idiom) kirpiklerini kırpıştırmak

Örnek:

She tried to flutter her eyelashes at the waiter to get a free drink.
Bedava içki alabilmek için garsona kirpiklerini kırpıştırmaya çalıştı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren